Avrupa'nın
neden bir anayasaya ihtiyacı var?
Anlaşmazlık yaratan başlıca
konular neler?
Aylar süren pazarlıklarda ne kadar
ilerleme sağlandı?
Anayasa taslağında başka neler
var?
Anayasa taslağını kim hazırladı?
'Federal' ifadesi üzerindeki tartışma
nedir?
Anayasa Avrupa Birliği sınırları
içinde yaşayanlar için ne değiştirecek?
Kimin, neye itirazı var?
Anayasa ne zaman yürürlüğe
girecek
Avrupa'nın neden bir
anayasaya ihtiyacı var?
Avrupa Birliği'nin üye sayısı 2004 Mayıs'ında
15'ten 25'e yükselecek. Genişlemiş bu yapı içinde yönetim
mekanizmalarının artan yük nedeniyle tıkanmaması için sistemi
yeniden düzenlemek gerekiyor.
Ancak anayasa metninin en erken, genişlemenin ilk dalgasının
tamamlanmasından iki sene sonra yürürlüğe girebileceği düşünülüyor.
Anayasa Avrupa Birliği'nin yapılarını şekillendiren
ve geride bıraktığımız yakkaşık 50 yıl boyunca imzalanan çok
sayıda anlaşmanın yerine geçecek ve Avrupa Birliği'nin ne olduğunu,
neleri yapıp yapamayacağını tek bir belge içinde toplayacak.
Belgenin kamuoyu tarafından da kolaylıkla
anlaşılabilecek şekilde Avrupa Birliği vizyonunu ortaya koyması
da mümkün olacak.
Hatta anayasa taslağını hazırlayan Avrupa
Konvansiyonu'nun başkanı, eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery
Giscard D'Estaing anayasanın ders olarak okullarda da işlenmesini
öneriyor.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük bölümünün
zaten yazılı anayasaları var. Yazılı bir anayasası bulunmadığından,
İngiltere'de ise halkın anayasa kavramına bakışı daha şüpheci.
Anlaşmazlık yaratan başlıca
konular neler?
En büyük tartışma Avrupa Bakanlar Konseyi içindeki
oy ağırlıklarının paylaşımı üzerinde yaşanıyor.
Polonya ve İspanya anayasa taslağında yer
alan ve oylamaların AB nüfusunun yüzde 60'ını temsil eden üye
ülkelerin, yüzde 50'sinden onay alınca kabul edilmiş sayılacağını
öngören bir maddeye kesinlikle karşı.
Diğer üyeler ise söz konusu maddenin bu şekliyle
korunması konusunda kararlı.
Bir diğer sorunlu mesele de Avrupa
Komisyonu'nda her ülkenin sahip olacağı üye sayıları.
Küçük ülkeler 'her ülkeye bir komisyon üyesi'
şeklindeki ilkenin, Avrupa Birliği'ne 10 yeni üyenin katılması
ardından da geçerliliğini sürdürmesini istiyorlar.
Anayasa taslağı, komisyondaki üyelerden
sadece 10'unun oy hakkı olmasını ve bu yetkinin 25 üye arasında
dönüşümlü olarak paylaşılmasını öngörüyor.
Pek çok ülke 25 üyeli bir komisyonun hantal
olacağını savunuyor. Ancak bu itirazları taraftar bulmamış görünüyor.
Din konusunda ise Polonya, İspanya ve İrlanda
gibi ülkeler anayasanın giriş bölümünde Hıristiyanlığa veya
bir Hıristiyan-Yahudi geleneğine atıfta bulunulması için baskı
yapıyor.
Ancak bu öneriye din ve devlet işlerinin ayrı
tutulmasını savunan ülkeler karşı çıkıyor.
Yeniden düzenlenen veto hakkının, dış
politika, savunma ve vergi konularında varlığını sürdürmesi düşünülüyor.
Bu, özellikle İngiltere'nin başlıca talepleri arasındaydı.
Ancak bu konuda da nihai bir anlaşma sağlanmış değil.
Ortak savunma siyaseti konusunda bir maddeye
yer verilip verilmeyeceği de uzun süre tartışıldı. Ancak şimdilik
bu maddenin metne dahil edilmesi düşünülüyor.
Herhangi bir askeri ittifaka taraf olmayan ülkeler,
Avrupa Birliği üyelerinden birinin saldırıya uğraması halinde
yardımına gidilmesi koşulunun, kendi tarafsızlık statüleriyle
bağdaşmadığını vurguluyor.
Ayrıca Avrupa Parlamentosu'na verilecek yetkiler konusunda da tartışmalar
yaşanabilir. Mesela AB bütçesi hakkında son söz Parlamento'ya bırakılmalı
mı? Anayasa taslağına göre evet, ancak üye ülkelerden çoğu
bunun o kadar iyi bir fikir olmayacağına inanıyor.
Parlamento halihazırda bütçenin yüzde 50
kadar bir bölümü hakkında söz hakkına sahip. Ancak Ortak Tarım
Politikası (CAP) gibi bütçenin tartışmalı bazı bölümleri üzerinde
etkisi bulunmuyor.
Aylar süren pazarlıklarda
ne kadar ilerleme sağlandı?
Kasım ayı sonunda yapılan bir toplantıda İngiltere,
Almanya ve Fransa savunma alanında işbirliği yapılması
konusunda getirdikleri öneriye diğer dışişleri bakanlarının
bir bölümünden destek almayı başardılar.
Bu öneri Avrupa Birliği'nin küçük çaplı
olsa da bir askeri planlama imkanı geliştirmesini öngörüyor.
Planlama imkanı AB'nin, NATO'dan bağımsız olarak bazı
operasyonlara girişebileceği anlamına geliyor. Ancak anayasada
NATO'nun Avrupa savunmasının temel taşı olduğunun altı çizilecek.
Avrupa savunması imkanlarının ölçeği,
uzun süren tartışmalar ardından baştaki haline göre çok
daraltıldı. Fransa ve Almanya başta Avrupa savunması için Brüksel'de
ayrı bir karargah kurulmasını öneriyorlardı. Şimdi ise oluşturulacak
dar kapsamlı ekip NATO karargahı içinde ve NATO planlama
birimleri ile paralel olarak çalışacak.
Anayasa taslağında başka
neler var?
Anayasa, Avrupa'nın geleceği hakkındaki
vizyona dair genel ifadelerden, ülkelerin hangi koşullar altına
üyelikten ayrılabileceğinin ayrıntılarına kadar çok geniş
bir alanı kapsıyor. Ancak bunların büyük bölümü hakkındaki
maddeler zaten varolan Avrupa Birliği anlaşmaları içinde yer alıyor.
Yeni kaleme alınan bölümlerden bir kaçı ise şöyle:
AB Dışişleri Bakanı atanması: Bu yeni
makam dış ilişkilerden sorumlu komsiyon üyesi ve dış ilişkiler
sorumlusunun görev alanlarını kapsayacak. Dışişleri Bakanı
Avrupa Komisyonu'nun üyelerinden biri kabul edilecek ancak Bakanlar
Konseyi'ne karşı sorumlu olacak. ("Bakan" ifadesinden hoşnut
olmayan bazı ülkeler yerine başka tanımlar öneriyor)
Başkanlık: Anayasa taslağı Bakanlar Konseyi
başına daimi bir başkan getirilmesini öngörüyor. Şimdi ise
her üye ülke (ülkenin hükümet başkanı) konsey başkanlığını
altışar aylık sürelerle dönüşümlü olarak üstleniyordu. Özellikle
küçük ülkeler bu önerinin büyük ülkeler çıkarına olacağını
savunarak, dönüşümlü başkanlık sisteminin sürmesini
istiyorlar.
Temel Haklar Sözleşmesi: Temel hakları
ortaya koyan ve şu ana kadar siyasi bağlayıcılığı bulunmayan
Avrupa Birliği Sözleşmesi'nin anayasanın ikinci bölümünü oluşturması
öngörülüyor.
Avrupa Parlamentosu: Parlamento'ya tanınan
yetkiler genişletiliyor. Böylece Parlamento neredeyse her konuyu
oya sunabilecek ve Avrupa Komisyonu Başkanı'nı seçecek duruma
geliyor.
Anayasa taslağını kim hazırladı?
Fransa'nınn eski cumhurbaşkanı Valery
Giscard D'Estaing liderliğinde oluşturulan 108 üyeli konvansiyon
bir buçuk yıl süren çalışmaları ile taslağı oluşturdu.
Konvansiyon, AB hükümetleri, parlamentoları
ve Avrupa Komisyonu üyelerinden oluşuyordu.
Türkiye de oy hakkı bulunmamasına rağmen,
diğer adaylarla birlikte temsil edildi.
'Federal' ifadesi üzerindeki
tartışma nedir?
Taslak üzerindeki görüşmeler başladığında
"Avrupa Birliği'nin federal bir yapısı olacağı"ndan söz
edilmesi önerisi, büyük çekişmeler yaşanmasıyla sonuçlandı.
Bu şekilde birliğin bir süper devlet haline gelebileceği
itirazları vardı.
Hazırlanan taslakta Avrupa'ya şüpheyle bakan
çevreleri rahatsız etmemek üzere 'federal' ifadesi yer almıyor.
Bunun yerine belgede, Avrupa'daki ilişkileri 'bir toplum oluşturacak
biçimde" geliştirmekten söz ediliyor.
Metinde ayrıca Avrupa halklarının ortak bir
kaderi şekilllendirmek üzere gitgide daha da yakınlaşmaya kararlı
oldukları kaydediliyor.
Anayasa Avrupa Birliği sınırları
içinde yaşayanlar için ne değiştirecek?
Anayasanın en azından günlük yaşama fazla
bir etkisi olmayacak. Başkanlık ve dışişleri bakanlığı zaman
içinde önemli görevler olarak sivrilmeye aday olsa da halk,
Avrupa Birliği'nin işleyişi açısından fazla bir fark görmeyecek.
Anayasa Avrupa'ya dair meselelerin iç gündem
içindeki apırılığını arttırabilir. Çünkü bazı ulusal
parlamentoların Avrupa mevzuatının belli alanlarında veto haklarını
kullanma konusunda oturumlar ve oylamalar yapması söz konusu
olacak.
Bazı kararlar daha şeffaf biçimde alınacak.
Vatandaşlar, hükümetlerinin belli konularda nasıl oy kullandığını
daha kolay takip edebilecek.
Kimin, neye itirazı var?
Avrupa projesine şüpheyle yaklaşanlar,
Avrupa Birliği'ne çok fazla yetki verildiği ve ülkelerin bazı
konulardaki kararları engelleyebilme hakkını kaybettiği gerekçesiyle
kaygılı.
Başkan ve dışişleri bakanının fazlasıyla
güç kazanabileceğinden ve bunun ulusal hükümetlerin çıkarları
ile çelişebileceğinden endişe edenler var.
Bazıları da yeni Avrupa'nın eskisine göre
gerçekten daha demokratik hale gelip gelmeyeceğini sorguluyor.
Çünkü Avrupa Birliği şu haliyle demokrasi açısından büyük
açıklar verdiği gerekçesiyle eleştiriliyordu.
Anayasa ne zaman yürürlüğe
girecek?
Nihai bir metin zamanında yetiştirilebilirse,
Mayıs'ta imzaya açılacak.
Bazı üyeler metni onaylamak için referanduma
sunacak. Ancak herhangi bir üyeden "hayır" yanıtı alınırsa
süreç bir çözüm bulunana dek aksayabilir.
Bu gibi bir durumda ülkenin ikinci seferde
"evet" oyu vereceği umuduyla ikinci bir referandum düzenlemesinin
beklenmesi gerekebilir.
Başa
Dön |