Basın Bildirileri Arşivi...
         

Basın Bildirisi (25-05-2004)

Basın Bildirisi (15-05-2004)

Basın Bildirisi (12-05-2004)

Basın Bildirisi (07-05-2004)

Basın Bildirisi (05-05-2004)

Basın Bildirisi (04-05-2004)

Basın Bildirisi (30-04-2004)

Basın Bildirisi (28-04-2004)

Basın Bildirisi (Basın Toplantısı Bildirisi) (27-04-2004)

Basın Bildirisi (14-04-2004)

Basın Bildirisi (13-04-2004)

Basın Bildirisi (12-04-2004)

Basın Açıklaması (12-04-2004)

      

 

25/Mayıs /2004

 

 

BASIN BİLDİRİSİ

 

 

     Meclis’te sandalye sayısı 23’e düşen CTP-BG-DP hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti, hükümetteki yerini koruma kaygısıyla hareket ediyor. Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Yeter sayısı kalmadığı için 2004 Bütçesini bile Meclis’e getiremeyen hükümetin ömrünü biraz daha uzatmak amacıyla olmadık oyunlar sergilemeye başlamıştır.

     Serdar Denktaş’ın, içeriğinde ne olduğunu halka açıklama zahmeti bile göstermediği dış ziyaretleri bahane ederek, koltuğunu 3 hafta daha koruma uğruna Dışişleri Bakanlığı şapkasını istismar etmeye kalkması kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir.

     Kıbrıs Türk halkı hükümetten icraat beklemektedir. Dış politika konuları ve özellikle uluslararası toplumla yeniden buluşma yönündeki beklentiler, halkımızın en hassas olduğu noktalardır. Kıbrıs Türkü bu konularda laf değil somut icraat beklemektedir. Serdar Denktaş’ın Dışişleri Bakanı sıffatını kullanarak halkın hassasiyetleriyle oynamaya, bu hassasiyetleri kişisel ve partisel çıkarları doğrultusunda değerlendirmeye hakkı yoktur.

    Toplumcu Kurtuluş Partisi–Birleşik Özgürlük İttifakı (TKP-BÖİ), Kıbrıs Türk halkının çözüm istencine cevap verebilecek bir hükümet alternatifini ortaya koymuştur. Bugünkü durumuyla azınlığa düşmüş olan CTP-BG-DP hükümeti kendini alternatifsiz bir hükümet olarak sunma hakkına sahip değildir. Bu hükümetin halkın bekletilerine uygun Denktaş’sız ve DP’siz bir alternatifi vardır.

     TKP-BÖİ olarak, bu alternatif ortadayken yokmuş gibi davranıp, alternatif hükümet arayışlarını bir ay geriye atmaya kalkmayı devlet yönetme ciddiyetinden uzak bir davranış olarak değerlendirir, hükümetin büyük ortağı Cumhurietci Türk Partisi’ni ve Başbakan Mehmetali Talat’ı hükümetini bağlayan açıklamalar konusunda daha duyarlı bir tutum izlemeye davet ederiz.

 

Saygılarımızla  

 

                                                                        Hüseyin ANGOLEMLİ

                                                                        TKP-BÖİ Sözcüsü

 

15/Mayıs /2004

 

BASIN BİLDİRİSİ

 

 

Dünyada halkına küsen tek Cumhurbaşkanı olarak hala koltukta oturmaya devam eden Rauf Denktaş, referandumda hayır diyen % 35’in “devlete sahip çıktığı” gibi garip bir iddiayı sürdürmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Denktaş, çözüme ve yurdunun yeniden birleşmesine evet diyen Kıbrs Türk halkının bu istekliliğini gördükçe “içlendiğini ve üzüntüsünden gözlerinin dolduğunu” söylüyor. Sayın Denktaş, bu  ifadeleriyle halkının istençlerini kavramaktan ne kadar uzak olduğunu anlatmış oluyor.

Halkının kendi geleceğini belirleme kararlılığını göremeyen Sayın Cumhurbaşkanı, kendi eskimiş ve halktan kopmuş düşünce yapısıyla, bir yıl sonra gündeme gelmesi gereken Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda akıl vermeye  kalkıyor.

Kıbrıs Türk halkı Sayın Denktaş’ın akıl hocalığıyla yürüdüğü yarım yüzyıllık dönemde hep acı çekti, hep en ağır bedelleri ödedi. Artık ne Denktaş’ın akıl hocalığına, ne de ailesinin himmetine ihtiyacı vardır. Nerede doğduğuna ve nereden geldiğine bakılmaksızın bu topraklar üzererinde birlikte ter döken, birlikte ağlayıp, birlikte gülen bu halkın artık bir hanedana ihtiyacı yoktur. Sayın Denktaş kusura bakmasın, Kıbrıs Türk halkı artık Türkiye’den bazı güç odakları öyle istiyor diye, Türkiye’nin çıkarına olmamakla birlikte öyleymiş gibi gösterip maskeledikleri zümresel çıkarlarına hizmet edesiniz diye sizi ve aile fertlerinizi işbaşında tutmak zorunda olmadığını görmüştür.  Artık Denktaş ailesi de kabul etmelidir ki hanedanlarının dönemi sona ermektedir. Görev sürelerinin dolmasını beklemeleri bile sıkıntı yaratmaktadır. Kendi rızalarıyla çekilmeleri halinde yaratmakta oldukları sıkıntı ortadan kalkacak ve toplumun önü açılacaktır.

Denktaş ailesinin partisi biçiminde ortya çıkan ve koptuğu Ulusal Birlik Partisi’nin makyajlanmış bir takliti olmaktan ileri gidemeyen Demokrat Parti de bu gerçekleri görmeli halkına hizmet etmeye devam etmek istiyorsa kendini bu gerçeklere göre hazırlamalıdır.  

Sayın Cumhurbaşkanı, “Allahtan Rum’lar hayır dedi de…” biçiminde ifadeler kullanarak halka hakaret etmekten geri durmak zorundadır. Cumhurbaşkanlığı makamında oturur olmak halka hakaret etme hakkını kazandırmaz. Böyle bir hak yoktur. Kimse böyle bir davranış içine girmemelidir.

Kıbrıs Türkü kendi geleceğini Birleşik Kıbrıs’ta görmektedir. Bunu karar altına almıştır. Halkı temsil etmekle görevli olanların görevi bu kararları yaşama geçirmektir. Kıbrıs Türk halkını temsil edenler Rumlar’ın kararlarına değil, Türkler’in kararlarına kulak vermek zorundadırlar. Bunu yapmaktan kaçanlar da, savsaklayanlar da, aciz kalanlar da en sonunda halka hesap vermek zorunda kalacaklarını bilmek durumundadırlar.

Toplumcu Kurtuluş Partisi, halkın 24 Nisan’da aldığı kararların derhal uygulamaya konmasını istemektedir. Bunun takipçisi olmaya kararlıdır. TKP, Kıbrıs’lı Rumlar’ın kararlarına saygı duymakla birlikte katılmadığını ortaya koymakta ve Rumlar’ın bu kararlarını yeniden gözden geçirmelerini istemektedir.  Annan planı artık plan olmaktan çıkmış halkın kararı olmuştur. Bunun üzerinde müzakere söz konusu olamaz. Bu kararlara dayalı bir anlaşma yapılması halinde anlaşmanın uygulanmasıyla ilgili güvenceleri içerecek ek protokol konusu müzakere edilebilir.

Ancak hayat devam etmektedir. Kıbrıs Türk halkı yaşamını durdurup bekleyemez. Anlaşma planını tek yanlı uygulamaya koyup, Papadopulos hükümetinin Kıbrıslı Türkler’in hükümeti olmadığını ve olamayacağını ortaya koymak zamanı gelmiştir.

 

Saygılarımızla.  

   

                                                                                                                                Mehmet DAVULCU

                                                                                                                                Genel Başkan Vekili

 

 

 

 

                                                                                                              12 Mayıs 2004

 

BASIN BİLDİRİSİ

 

24 Nisan referandumunun üzerinden iki haftayı aşkın bir süre geçmesine karşın, Kuzey Kıbrıs’taki hükümetin yeni durumla ilgili vizyonu henüz netleşmedi. Referandumla ortaya çıkan kararların yaşama geçip geçmeyeceği konusu da belirginlik kazanmadı. Kıbrıs Türk halkının yüzde altmışbeş oranı gibi çok net bir çoğunluğunun evetiyle kabul edilen yeni anayasanın ne zaman uygulamaya konacağı da belirsizliğini koruyor.

Kıbrıslı Rumlar’ın kendilerine has gerekçelerle referandumda hayır kararı vermelerinin Kıbrıslı Türkler’in evet kararını ortadan kaldırmayacağı görüşü yaygın bir şekilde kabul görmesine karşın, söz konusu kararların uygulamaya konması için hiçbir çaba gösterilmediği gözlemleniyor.

Toplumcu Kurtuluş Partisi’ne göre, referandum Kıbrıs Türkü’nün kendi geleceğini belirleme hakkını demokratik bir şekilde kullanması anlamındadır. 24 Nisan referandumunda alınan kararlar Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğini belirlemeye yönelik kararlarıdır. Sözkonusu kararlar hukuken geçerlidir ve mevcut hükümet bu kararları hayata geçirmek zorundadır.

Sayın Başbakan ambargoların hafifletilmesi için çaba harcarken, asıl amacı sürekli ertelemektedir. Kendi ifadesiyle “ara hedeflerde” fazlasıyla zaman kaybetmektedir. 

İki gün öncesinde tabelasında “Ercan Airport” yazarken açılışında her nedense sadece “Ercan” yazan tabelayla açılışı yapılan Ercan havaalanına “Pan American” uçağı indirmeyi başarmanın, asıl hedef olan Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine katkı koyup koymayacağı ise tartışmalı bir “ara hedef”tir.

Bu arada, havaalanındaki “Airpor”a ne olduğu konusunda da halka doyurucu bir açıklama yapılmalıdır ve yayılan spekülatif haberlerin önüne geçilmelidir.

TKP, 24 Nisan sonrasında ortaya çıkan yeni durumla ilgili olarak Kıbrıs Türk halkı adına ortak bir vizyona ihtiyaç olduğu tespitindedir. Böyle bir vizyonun oluşturulabilmesi de başbakanı’ın insiyatif kullanmasına bağlıdır.

TKP, 24 Nisan referandumundan bu yana geçen sürenin, halkımızın iradesine uygun olarak Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi ve uluslararası hukukla uyumlu demokratik bir devlet yapısına kavuşma yönünde yeterince kullanıldığı kanaatinde değildir. TKP, gidişatın birleşmeyi değil, bölünmüşlüğün kalıcılaşmasını körüklemekte olduğu kaygısını taşımaktadır.

Bu nedenle daha fazla gecikmeden yeni anayasa yürürlüğe konmalı ve mevcut devlet yapımızın demokratikleştirilerek Kıbrıs Türk Devleti’ne dönüştürülmesi sağlanmalıdır.

TKP olarak, Kıbrıs’ta barışı yerleştirip kalıcı olacak bir çözümün, Kıbrıs Türkü’nün kararı haline gelen Annan çözüm planının hayata geçirilmesinde gördüğümüzü ve bu amaca ulaşmak için üzerimize düşeni yaparken Kıbrıslı Rumlar’ın da evet demesi için yönlendirici olmamız gerektiğini yinelemekte yarar görürüz.

 

Saygılarımızla.

 

 

Mehmet DAVULCU

Genel Başkan Vekili

 

 

7/Mayıs/2004

 

 

 

BASIN BİLDİRİSİ

 

Kıbrıs Türkü’nün Kıbrıs’ta çözüm yönündeki kararlılığı, Kıbrıs üzerinde oynanmakta olan karanlık oyunların aktörlerini telaşlandırmışa benziyor. Referandum öncesi Adamız’a getirtilen demokratik anlayışı gelişmemiş grupların gençlerimize, parti ve sendika binalarımıza yaptığı saldırılardan sonra dün akşam da, Kıbrıs Gazetesine yapılan bombalı saldırı bu telaşın paniğe dönüştüğünün göstergesidir.   

Ülkemizde geçişte de bu tür bombalı saldırılar yaşanmış ve ne yazık ki tümüde faili mechul kalmıştır. Bu durum emniyet güçlerimizi töhmet altında bırakırken, ülkemiz üzerinde karanlık  emelleri olan güçlerin ellerinin devlet mekanizmamızın en derinliklerine kadar uzanmakta olduğunun açık göstergesidir.

Toplumcu Kurtuluş Partisi, Kıbrıs Gazetesi’ne yapılan saldırıyı Kıbrıs’ta çözüm, barış ve demokrasi istencine yapılmış çirkin bir saldırı olarak değerlendirir ve nefretle kınar.

Kıbrıs Türk halkının güvenliğinden sorumlu olan güvelik güçlerimizin halkın beklentilerine uygun davranmak durumunda olduklarını hatırlatırken, Kıbrıs Türkü’nün devlet yapısını yönetmekte olanları da güvenlik güçlerimizin yönetsel yapısını demokratikleştirmeye davet ederiz.

Saygılarımızla.

 

 

                                                                                                      Mehmet DAVULCU

                                                                                                                         Genel Başkan Vekili

 

 

 

 

 

 

5/Mayıs/2004

 

 

 

BASIN AÇIKLAMASI

 

            Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne başvurarak, “Kıbrıs Türk Devleti için özel statü ve bu devletle yaşamak durumunda kalacak Kıbrıs Türk halkı için özel tedbirler alınmasını istedi.

            Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a bir mektup gönderen TKP Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu, Birleşmiş Milletler örgütünden Kıbrıs’lı Rumların kararlarının Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi yönünde değişmesine kadar geçerli olmak üzere, Kıbrıs’ın kuzeyinde oluşturulacak “ Kıbrıs Türk Devleti ” için özel statü verilmesini istedi. Davulcu, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar, bu devletin kurucusu olmaya talip Kıbrıs Türk Devleti’nin vatandaşları olarak yaşamak zorunda kalacak Kıbrıs’lı Türkler için de özel tedbirler alınmasını talep etti.      

          Partisinin, Kıbrıs’lı Türklerin 24 Nisan referandumunda kabul ettiği Annan çözüm planının uygulanması mümkün olan hususlarının hayata geçirilmesi gerektiği görüşünde olduğunun altını çizen Davulcu’nun Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği mektubun tam metni şöyledir :

“Mr. Kofi Annan

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri

24 Nisan referandumunda Kıbrıs çözüm  planına “evet” diyen Kıbrıs Türk halkı için alınması gereken önlemler.

Ekselansları,

Bilginizde olduğu üzere 24 Nisan referandumunda Kıbrıs çözüm planına Kıbrıs’lı Türkler evet demişlerdir. Buna karşın Kıbrıs’lı Rumlar hayır demiş ve planın hayata geçmesi şimdilik gerçekleşememiştir. Kıbrıs’a çözüm gelememesinin nedeni Kıbrıs’lı Rumların hayır kararı vermiş olmalarıdır. Buna karşın uluslararası hukuğun kabul etmediği devlet yapısı içinde kalan ve bu yolla cezalandırılmakla karşı karşıya olan Kıbrıs’lı Türkler olmuştur.

            İleride bir tarihte Kıbrıs’lı Rumların hayır kararlarını olumlu yönde değiştirmeleri durumunda Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi, Kıbrıs’lı Türklerin  Kıbrıs’lı Rumların kararı yüzünden cezalandırılmaması ile mümkün olacaktır.

            Kıbrıs’lı Türklerin çözüm ve barış yanlısı partilerinden biri olan Toplumcu Kurtuluş Partisi, Kıbrıs’lı Türklerin 24 Nisan referandumunda kabul ettiği çözüm planının, uygulanması mümkün olan hususlarının hayata geçirilmesi gerektiği görüşündedir ve bu amaçla çaba harcamaktadır. Parti olarak referandumda kabul edilen kurucu Kıbrıs Türk Devleti anayasasının yürürlüğe konmasını ve mevcut yönetim yapısının Kıbrıs Türk Devletine dönüştürülmesinin mücadelesini vermekteyiz.

            Toplumcu Kurtuluş Partisi Birleşmiş Milletler örgütünün Kıbrıs’lı Rumlar’ın kararlarının olumlu yönde değişmesi ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine kadar geçerli olacak şekilde, Kurucu Kıbrıs Türk Devleti için özel statü ve bu devletin vatandaşları olarak yaşamak zorunda kalacak Kıbrıs’lı Türkler için özel tedbirler alınmasını talep etmektedir.

 

            Bu taleplerimiz yönüne alınacak tedbirlerin Kıbrıs’lı Türklerin kendilerini mağdur hissetmelerini kısmen de olsa önleyeceğini ve hayır kararı alarak mağdur olmalarına sebep olan Kıbrıs’lı Rumlara duymaya başladıkları tepkiyi büyümeden önleyeceği düşüncesindeyiz.

            Bu mektubun birer kopyasını Güvenlik Konseyi üyelerine göndermiş bulunuyoruz.

          Saygılarımızla.”

 

 

 

                                                                                               BASIN  BÜROSU

 

 

 

 

 

 

4/Mayıs/2004

 

 

BASIN AÇIKLAMASI

 

            Toplumcu Kurtuluş Partisi Avrupa Birliği’ne başvurarak Avrupa Birliği’ne Kıbrıs Cumuriyeti adıyla katılan devletin Kıbrıs’lı Türkleri temsil etmediğinin belirlenmesini ve eylemli şekilde ortaya konmasını istedi. Avrpa Birliği tarafından yapılacak böyle bir saptamanın ve bunu eylemli olarak uygulamaya geçmenin gelecekte Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi açısından  yararlı olacağı görüşünün savunulduğu başvuruda, Kıbrıslı Türklerin kendi iradeleri dışında alınan kararlar nedeniyle cezalandırılmış olmamaları için, kurucu “Kıbrıs Türk Devleti’ne dönüşecek Kuzey Kıbrıs’a, Kıbrıs’lı Rumların kararlarında olumlu yönde değişiklik olup

“ Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ” kuruluncaya kadar AB muktesebatının uygulanmasının sağlanması için özel tedbirler alınması talep edildi.

            Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu’nun imzasını taşıyan ve “bu yönde tedbirlerin Kıbrıslı  Türkler’in kendilerini  mağdur hissetmelerini kısmen de olsa ödeyeceğini ve hayır kararları nedeniyle kendilerini mağduriyete iten Kıbrıs’lı Rumlara duymaya başladıkları tepkiyi büyümeden önleyeceği ” düşüncesine yer veren mektubun tam metni şöyledir :  

“ İrlanda Cumhuriyeti Avrupa Birliği

   Daimi Temsilciliği

   Brüksel

24 Nisan referandumunda Birleşmiş Milletler Kıbrıs çözüm planına evet diyen Kıbrıs’lı Türk halkı için alınması gereken önlemler.

Ekselansları,

Bilginizde olduğu üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından son şekli verilen Annan çözüm planı tarafların önceden anlaştığı tarih olan 24 Nisan tarihinde Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyinde ayrı ayrı halkoyuna (referanduma) sunuldu. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Kıbrıs’lı Türkler, bu planla Kıbrıs’ta Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla yeni bir federal devlet kurmayı, bu yeni devletin eşit kurucu ortağı olacak Kıbrıs Türk Devletinin anayasasını ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları olarak 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği’ne katılmayı özgür iradeleriyle kabul ettiklerini gösterdiler.

Fakat Kıbrıs’lı Rumlar hükümetlerinin önerisiyle bu çözüm planını reddettiler. Halkoylamalarının sonucunda bir evete karşılık bir hayır çıkınca plan yürürlüğe giremedi. Bu nedenle planda öngörülen Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulamadı. Kıbrıs’lı Rumların  Birleşmiş Milletler çözüm planını reddetmesiyle ortaya çıkan yeni durumda Kıbrıs’lı Rumlar hiçbir mağduriyetle karşılaşmadan 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine katılırken, planı kabul eden Kıbrıs’lı Türkler, iradelerinin tersine kendi devlet yapılarıyla Avrupa Birliğine katılma hakkından yoksun bırakılmakla karşı karşıya bırakıldılar.

Kıbrıs’lı Türklere ait barış, çözüm ve AB yanlısı bir siyasi parti olan Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak, böyle bir gelişmenin haksızlık olacağı düşüncesindeyiz.

Kıbrıslı Türklerin tarihlerinde ilk kez demokratik yollar kullanarak kendi geleceğini belirleme anlamına gelecek bir karar ürettikleri gerçeğini dikkate alan partimiz, halkoylamasında alınan kararların, yani Annan çözüm planının hayata geçirilmesini talep etmekte ve bunun mücadelesini vermektedir.

 

Partimizin, 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği’ne Kıbrıs adına katılan devletin 1960 anlaşmalarıyla kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti olmadığı iddiasındadır. Çünkü, 1960 anlaşmalarının Kıbrıs’ın iki tarafından biri olan Kıbrıs’lı Türkler 24 Nisan tarihindeki halkoylamasında kabul ettiği kararlarla, Kıbrıs Cumhuriyeti yerine geçmek üzere “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla yeni bir federal devlet kurmaya karar vermiştir. Kıbrıs’lı Türklerin bu karar değişikliğinin, 1 Mayıs tarihinde Avrupa Birliği’ne katılan Kıbrıs Cumuriyeti’nin yasallığını ortadan kaldırdığı görüşünde olan partimiz, yasallığı tartışmalı olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği içinde Kıbrıs’lı Türkler’I temsil etmediğinin beelirtilmesi ve eylemli olarak ortaya konmasının Kıbrıs’ın gelecekte birleşmesi açısından yararlı olacağı görüşündedir.

Bu görüşümüzden hareketle, Kıbrıs’lı Türklerin kendi iradeleri dışındaki nedenlerle cezalandırılmış olmamaları için kurucu “ Kıbrıs Türk Devleti’ne dönüşecek Kuzey Kıbrıs’a, Kıbrıs’lı Rumlar’ın iradelerinde olumlu  yönde değişiklik olup Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar AB muktesebatının uygulanmasının sağlanması için özel tedbirler alınmasını talep ederiz.

Bu yönde alınacak tedbirlerin Kıbrıs’lı Türklerin kendilerini mağdur hissetmelerini kısmen de olsa önleyeceğini ve hayır kararları nedeniyle kendilerini mağduriyete iten Kibrıs’lı Rumlara duymaya başladığı tepkiyi büyümeden önleyeceği düşüncesindeyiz.

Saygılarımızla.”

 

                                                                                               BASIN  BÜROSU.

 

30/Nisan/2004

 

BASIN BİLDİRİSİ

 

          Kıbrıs Türkü’nün Annan çözüm planına evet demesiyle ortaya çıkan olumlu havanın Kuzey Kıbrıs’a uygulanan izolasyonu ortadan kaldırmaya yetmeyeceği belliydi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde dün kabul edilen Kıbrıs önergesi Kıbrıs Türk tarafının beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı. Kararda, fazla önemi olmayan mali yardım ve uygulamada zorlukları olan ticari kolaylık gibi sözlerden başka kayda değer hak öngörülmedi. Karar tasarısında yer alan, Kıbrıs’lı Türklerin Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde iki sandalyeyle temsil edilmesi ve Kıbrıslı Türk parlamenterlere politik statü verilmesi hükmü Kıbrıs’lı Rumların verdiği değişiklik önergesinin kabuluyle değiştirildi. Bunun yerine Rumların verdiği önergeyi kabul eden AKPM Kıbrıslı  Türk parlamenterlerin Avrupa Konseyi toplantılarına Rumlar’ın oluşturduğu Kıbrıs heyetine entegre olarak katılmasını kararlaştırdı.

          Kabul etmek gerekir ki, var olan olumlu havaya karşın önümüze çıkmakta olan bu olumsuzlukların temel nedeni uluslararası hukukla uyumlu olmayan devlet yapımızdır. Kuzey Kıbrıs’a uygulanmakta olan tedbirlerin (ambargo) gerçek nedeni uluslararası hukuğun kabul etmediği devlet yapımızın tanınmasının önlenmesine yöneliktir.Bugünkü devlet yapımızı uluslararası hukuğun kabul edeceği bir yapıya dönüştürmediğimiz sürece, haklarımızı alamayacağız.Kıbrıs Türk halkı özgür iradesiyle ortaya koyduğu barışcı tavrıyla uluslararası hukuğun içinde yaşamak istediğini göstermiştir. 24 Nisan referandumunda Kuzey Kıbrıs’ta alınan sonuç bunun ifadesidir.

 Toplumcu Kurtuluş Partisi Kuzey Kıbrıs’a uygulanmakta olan siyasi, ekonomik, kültürel, sportif ve diğer dallardaki ambargoların toptan kaldırılmasının yolunun 24 Nisan’da kabul edilen Annan çözüm planının tek taraflı olarak uygulamaya konmasıyla mümkün olacağı görüşündedir. Çözüm planının iki tarafın birlikte uygulayabileceği bölümleri olduğu gibi, tarafların ayrı ayrı, uygulayacağı bölümleri vardır. Plan özü itibarıyla siyasi anlamda iki eşit taraf olduğu gerçeği üzerine inşa edilmiştir. Eşit tarafların kendi bölgelerinde ayrı ayrı birer kurucu nitelikte devlet kurmaları esas kabul edilmektedir.

Kıbrıs Türkü kullandığı “evet” oyuyla bunları yapacağını taahhüt etmiştir. Bu durumda yapılması gereken Uluslararası hukuğun kabul etmediği devlet yapımızda ısrar edip kırıntı haklar dilenmek olmamalıdır.Yapılması gereken yeni anayasamızı geçici maddelerle takviye edip derhal uygulamaya koyup mevcut devlet yapımızı uluslararassı hukuk ve Avrupa Birliği hukuğuyla uyumlu hale dönüştürmektir. Daha fazla zaman kaybetmenin elde ettiğimiz bu imkanın da kaybedilmesine yol açabileceği de dikkate alınarak hızlı hareket edilmeli ve Kıbrıs Türkünün Annan planında öngörülen Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti hedefinde ısrarlı olduğunu, buna ulaşmak için üzerine düşeni yapacağını, ilk olarak yeni anayasasını uygulamaya koyup devlet yapısını buna göre düzelediğini dünyaya ilan etmelidir.

Böyle davranmamız halinde, Türk tarafını güçlü konuma getiren “ bir adım önde olma” siyasetini sürdürülmüş olacak ve elde edilecek yeni başarılarla Kıbrıs sorunu tarafların birlikte kazanacağı bir şekilde sonuca ulaştırılmış olacaktır.

Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak, Kıbrıs Türk hükümetini Türkiye hükümetiyle de istişare ederek Annan çözüm planını tek yanlı uygulamaya koymak için harekete geçmeye çağırırız.

Saygılarımızla,

 

                                                                   Mehmet DAVULCU

                                                                   Genel Başkan Vekili

 

 

 

 

BASIN BİLDİRİSİ

24 Nisan referandumları sonrasında ortaya çıkan yeni durum Kıbrıs Türk halkını tatmin etmekten uzaktır. Ambargoların hafifletilmesine yönelik çalışmalar ve Başbakan Mehmetali Talat’ın bu yöndeki çabaları ilk bakışta yararlı gibi görülse de, asıl hedefi gölgelemektedir. Kıbrıs Türk halkının asıl hedefi çözüme ve Avrupa Birliği’ne ulaşmaktır.

24 Nisan referandumunda da bu iradesini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu iradenin içinde statükonun devamı yoktur. Halkın iradesi Kıbrıs’ta “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla yeni bir federal devlet kurulması ; bu amaçla Kuzey Kıbrıs’ta “Kıbrıs Türk Devleti” adıyla kurucu devlet kurulmasıdır.

24 Nisan referandumunda kurucu “ Kıbrıs Türk Devleti”nin anayasası da yüzde altmışbeş oranında “EVET” oyu alarak onaylanmıştır.

Referandum sonuçları Resmi Gazete’de yayınlanmış olmasına karşın, yeni anayasa hala yürürlüğe konmamıştır. Bu tutum halk iradesini yok saymak anlamına gelmektedir.

Toplumcu Kurtuluş Partisi, halkın iradesinin hemen yaşama geçirilmesi gerektiği düşüncesindedir. Kıbrıs Türk halkının gerçek çıkarı var olan devlet yapısını uluslararası hukuk zeminine çekmekten geçmektedir. Bu nedenle yeni anayasa derhal yürürlüğe konmalı ve devlet yapımızı demokratikleştirip Kıbrıs Türk Devleti’ne dönüştürmeliyiz. Ancak bu yol izlenerek halkımızın iradesine uygun olarak hem çözüm yolu açık tutulmuş olur, hem de dünyayla bütünleşme gerçekleşir ve ambargoların tümünden kurtulmuş oluruz.

TKP olarak, bu görüşlerden hareketle, halk iradesinin hiç gecikmeksizin hayata geçirilmesini talep eder, bu amaçla hükümeti göreve davet ederiz.

 

 

 

Mehmet DAVULCU

Genel Başkan Vekili.

 

 

 

 

 

 

27/Nisan/20o4

Saygıdeğer Basın Mensupları,

 

          Kıbrıs sorunu yeni bir aşamaya gelmiştir. 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumlar Kıbrıs’ta yeni bir durumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kıbrıs’ta 24 Nisan öncesine göre pek çok yeni siyasi olgu ortaya çıkmıştır. 24 Nisan referandumlarında iki farklı sonuç çıkması Kıbrıs’ın geleceğiyle ilgili yeni siyasetlerin üretilmesini zorunlu kılmaktadır. Kıbrıs sorununun çözümüne ve ada halklarının barış ve huzur içinde yaşamasına yönelik eski siyasal öngörüler ya büyük ölçüde geçersiz kalmış ya da bugün için uygulanabilirliğini yitirmiştir.

İşte bu nedenledir ki 24 Nisan referandumlarının sonuçları dikkate alınarak yeni siyasal politikalar üretme ihtiyacı referandumun hemen arkasından ortaya çıkmış ve kendini hissettirir olmuştur.

Toplumcu Kurtuluş Partisi referandum öncesinde olası sonuçları gündemine almış ve buna uygun politikalar üretilebilmesi için birtakım çalışmalar yapmıştı. Referandumların sonuçlarının netleşmesinin ardından partimizin yetkili organları vakit kaybetmeksizin peş peşe toplanarak konuyu değerlendirmiştir.

Bu cümleye bağlı olarak, pazar günü toplanan Parti Yürütme Kurulunun, Parti Meclisine yönelik olarak ürettiği tavsiye niteliğindeki kararlarının basın yoluyla kamuoyuna açıklandığını hatırlatmak isterim.

Dün akşam yoğun bir katılımla toplanan genişletilmiş Parti Meclisimiz Yürütme Kurulundan gelen tavsiyeleride dikkate alarak, birbirini bütünleyen kararlar üretmiştir. Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin 24 Nisan referandumlarının sonuçlarının yarattığı yeni durumun özelde Kıbrıs Türk halkının, genelde Kıbrıs halklarının leyhine olacak şekilde ileriye taşınıp sonuca ulaştırılması amacı taşıyan yeni vizyonu, “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti hedefinden vazgeçilemez. Kıbrıs Türk halkının aldığı kararlar hayata geçirilmelidir. Bu amaçla somut  adımlar atılmalıdır.” şeklinde ortaya çıkmıştır. TKP’nin vizyonunu  oluşturan Parti Meclisi kararları şöyledir.

1- 24 Nisan 2004 referandumları halkların kendi geleceklerini belirleme haklarının (self determination) kullanılmasıdır. Kıbrıs Türk halkı bu hakkını kullanmış ve somut bir kararlar vermiştir. Bu kararlar yok sayılamaz.

2- Kıbrıs Türk halkının EVET kararı son derece nettir. Kıbrıslı Rumların HAYIR kararı, Kıbrıslı Türklerin kararını ortadan kaldıramaz.

3- Kıbrıs Türk halkı, uluslararası toplumun istencine uygun ve yasal bir şekilde yaptığı halkoylamasıyla Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Annan çözüm planını kabul etmiştir. Bu planın değişikliğe uğratılması ve yeniden Kıbrıs Türkünün halkoyuna sunulması kabul edilemez.

4- Kıbrıs Türk halkı bu planı kabul etmekle  Birleşik Kıbrıs Cumuriyeti adında yeni bir federal devlet kurmaya ve adanın yeniden birleşip uluslararası alanda tek siyasi kimlikle temsil edilmesine karar vermiştir. TKP, Kıbrıs Türk halkının bu kararlarının geçerli olduğu görüşündedir ve hayata geçirilmesi için sonuna kadar çaba harcayacaktır. TKP, Kıbrıs Türk halkının EVET kararının ters yüz edilmesine ve Ada’daki bölünmüşlüğün kalıcılaşması amaçları doğrultusunda kullanılmasına şiddetle karşıdır. Bu gibi girişimlere karşı savaşım vermekte kararlıdır.

5- Kıbrıs Türk halkı, 24 Nisan halkoylamasında Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki eşit kurucusundan biri olacak Kıbrıs Türk Devletinin anayasasını kabul etmiştir.  Bu anayasa Birleşmiş Milletler çözüm planının bir parçasıdır. TKP, kabul edilen yeni anayasayı Kıbrıs Türk halkı için uluslararası hukukla yeniden buluşma zemini olarak görmektedir. Bu nedenle  geçici maddeler eklenmek yoluyla federal devlete ve Avrupa Birliği’ne bırakılan yetkilerin boşluk yaratması önlenmeli ve  yeni anayasa derhal yürürlüğe konmalıdır.

6- Kıbrıs Rum halkının Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasına karar vermesine kadar geçecek süre içinde Kıbrıs Türk halkının kurucu Kıbrıs Türk Devleti’yle, en başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumlarda nasıl temsil olacağı konusunda gecikmeksizin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği nezdinde girişimler yapılmalıdır. TKP bu hususta hükümete görev düştüğü kanaatinde olmakla birlikte parti olarak da girişimler yapmayı kendine görev saymaktadır.

7- Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan halkoylamasında Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurmaya ve bu yeni federal yapıyla Avrupa Birliğine katılmaya karar vermişti. TKP, Kıbrıs Türkünün bu kararının da yaşama geçirilmesi gerektiği görüşündedir. Bu nedenle hiç gecikmeksizin Avrup Birliği nezdinde  de girişimler yapılmalıdır.

8- 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine katılacak olan devletin 1960 anlaşmalarıyla kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti olduğu iddiaları geçersizdir. Çünkü 1960 anlaşmalarının iki tarafından biri olan Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan halkoylamasında kabul ettiği kararlarla Kıbrıs Cumhuriyeti yerine geçmek üzere “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla yeni bir federal devlet kurmaya karar vermiştir. TKP, bu kararla AB’ye katılma iddiasında olan Kıbrıs Cumuriyeti’nin yasallığını tartışmalı bulmakta ve bu yüzden Kıbrıs Cuhuriyeti’nin AB’ye katılım tarinin ertelenmesi gerektiği düşüncesindedir. Bu maksatla da AB nezdinde siyasi ve hukuki girişimler yapılmalıdır.

9- Bugünkü haliyle bir Rum devletine dönüşmüş olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukuken tartışmalı bir şekilde de olsa AB’ye katılması durumunda bile, Kıbrıslı Türklerin bu Cumhuriyet üzerindeki haklarının ortadan kalkmayacağına inanan TKP, bu durumda da Kıbrıslı Türklerin haklarının korunması için siyasi yollar yanında hukuki yollarında kullanılarak mücadele edilmesi gerektiği görüşündedir.

 

10- Cumhurbaşkanı Denktaş’ın sergilemekte olduğu tavır ve davranışlar Kıbrıs Türk halkının aldığı kararlarla örtüşmemektedir. Bu durumda Rauf Denktaş’ın görüşmeci Cumhurbaşkanı olarak görevde kalması Kıbrıs Türkünün zararına olacaktır. TKP, Sayın Denktaş’ın görevinden çekilmesinin halkımızın yararına olacağı görüşündedir.

11- Toplumcu Kurtuluş Partisi bu görüş ve kararlar ışığında ortaya çıkan vizyonu benimseyen tüm yurttaşları 24 Nisan öncesinde hangi siyasi örgütlenme içinde olduklarını önemsemeksizin biraraya gelip daha büyük güç olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırır.

 

 

 

 

 

   14-04-2004

BASIN BİLDİRİSİ

            Referandumların  yapılacağı 24 Nisan tarihine 10 gün kala tarihi İnönü Meydanında gerekleştirilen miting, Kıbrıs Türk halkının Annan planına dayalı bir çözüm ve Avrupa Birliğine katılma konusundaki son kararının EVET  olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Meydanları 4. kez dolduran kitleler, gözyaşı dökerek ret propagandası yapan statükocu liderler yanında yıllar yılı onların arkasına saklanarak gerçek niyetlerini gizlemeyi başarıp son tahlilde “ ertelensin” diye  ortaya çıkmak zorunda kalanlara da görüşlerine itibar edilmediğini ortaya koyarak çok net bir yanıt verdi. Ayni zamanda Kıbrıs’ta Barış’ın Engellenemeyeceği gibi Referandumların da Ertelenemeyeceğini bir kez daha haykırdı.

            Toplumcu Kurtuluş Partisi, içinde yer aldığı Bu Memleket Bizim Platformu tarafından organize edilen mitingin büyük bir başarıyla gerçekleştiği ve gerekli mesajları verdiği düşüncesindedir. Her iki tarafın en başta Cumhurbaşkanları DENKTAŞ ve PAPADOPULOS olmak üzere Kıbrıs’ta Annan planıyla çözüme karşı çıkanlar Kıbrıs Türk halkının kararlı sesine kulak verip bu tutumlarını yeniden gözden geçirmelidirler.

            TKP, Annan çözüm planında yer aldığı söylenen bazı detay olumsuzlukların ardına saklanarak  hayır tehdidi veya ret propagandası yapmanın Kibrıs’ta bölünmüşlüğün ve çözümsüzlüğün kalıcılaşmasına hizmet edeceği düşüncesindedir.

TKP olarak, 24 Nisan’da Kıbrıs’ın iki tarafında yapılacak referandumların EVET’le sonuçlanması gerekliliğinin doğru algılanması, Kıbrıslı Türk ve Rum barış güçlerinin bu yönde birlikte çaba harcaması gerekliliğinin altını çizer.

 

            Saygılarımızla

                                                                                                                 Mehmet DAVULCU

                                                                                                                 TKP Başkan Vekili

          

 

13-04-2004

BASIN BİLDİRİSİ

            Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan referandumuna hazırlanıyor. Yarımyüzyıllık Kıbrıs sorununun çözüm sürecine girmesine büyük katkı koyan Kıbrıslı Türkler, süreci anlaşmayla sonuçlandırmaktaki kararlılığını koruyor.

            Kıbrıs’ta çözüm olasılığının  net bir şekilde yükseliş göstermesi bildik statükocu liderleri ağlatırken, perde gerisinde durup  çözüm yanlısı gibi görünenlerin de aslında statükonun devamından yana olduklarını gün ışığına çıkardı.

            Güney Kıbrıs’ta yükseltilmeye çalışılan hayırcı sesler, çözüm ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini arzu eden Kıbrıslı Türkleri mutlu etmiyor. Kıbrıs Türk halkı, 14 Nisan referandumlarında çifte EVET’le anlaşmaya, Birleşik Kıbrıs’a ve Avrupa Birliği’ne varılmasını istiyor. Kıbrıslı Türkler ortak vatanı paylaştıkları Kıbrıslı Rumlar’dan çözüm sürecine olumlu katkı koymasını, barışın ve yeni düzenin birlikte yaratılması için referandumların EVET’le sonuçlanması için elbirliği yapmasını istiyor.

            Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak içinde yer aldığımız Bu Memleket Bizim Platformu tarafından yarın (14 Mart Çarşamba) yapılacak olan genel grev ve Mitingi Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan referandumlarından çifte EVET çıkması yönündeki istencinin açık ifadesi olarak değerlendiririz.

            Bu nedenle tüm partili ve sempatizanlarımızla birlikte barışcı halkımızı yarın  gerçekleştirilecek genel grev ve mitinge katılarak Kıbrıs Türkünün gür sesini oluşturmaya çağırırız.

            Saygılarımızla.

 

                                                                                                      Mehmet DAVULCU

                                                                                                        TKP Başkan Vekili

 

12-04-2004

BASIN BİLDİRİSİ

          24 Nisan da yapılacak olan referandumların ertelenmesi yönündeki açık, gizli çabalar her geçen gün ortaya çıkıyor. Kıbrıs’ın Kuzey’indeki ve Güney’indeki statükocuların birbirlerine paralel olarak sürdürdükleri statükoyu korumaya yönelik çalışmaları koordineli olarak yaptıkları da ileri sürülür hale geldi.

            Kıbrıs Türk halkının Annan planı temelinde bir çözüme “ EVET”  diyeceği netleştikçe Kuzey’deki ve Güneydeki statükocular gözyaşı döküp destek aramaya çıktılar. Hayırcılar ilk desteği Rum AKEL Partisinden sağlamış bulunuyor.

            Vaktiyle, Kıbrıslı Rumların aldığı ve Kıbrıs’ı yarım yüzyıldır meşgül eden enosis kararına EVET diyen AKEL, bu kez sorunun  sona ermesine HAYIR diyerek ikinci büyük hatasına hazırlanıyor.

            Toplumcu Kurtuluş Partisi, Güney Kıbrıs’ta emeği temsil ettiği iddiasında olan AKEL’in referandum tarihinin iki ay ertelenmesi yönündeki talebinin iyi niyetten yoksun bir talep olduğu düşüncesindedir. AKEL talebinde planın halka anlatılması gibi bir gerekcenin arkasına saklanma ve 1 Mayıs tarihini atlatma amacı vardır.

AKEL bu tavrıyla Kıbrıs’lı Türklerin kendi parça devletleriyle eşit ortak olarak katılacağı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla kurulacak Federal devleti benimsemediğini  bunun yerine Rum Cumhuriyetine dönüştürdükleri Kıbrıs Cumhuriyetini AB’ye  girmesini ve Kıbrıslı Türklerinde bu Cumhuriyet içine azınlık olarak monte edilmesini istediğini ortaya koymuş bulunuyor.

            TKP, AKEL’in bu tutumunun Kıbrıs halklarına yarar sağlanmayacağı görüşündedir. Bu tutum ancak çözümün ve barışın yolunu tıkayabilecek bir davranış biçimi olarak değerlendirilebilir.

            TKP olarak, AKEL’i referaduma karşı takındığı bu olumsuz tutumunu bir kez daha gözden geçirmeye çağırır, Kıbrıs’ın iki yakasındaki tüm barışcı ve emekçi güçleri 24 Nisan da çifte “EVET ” için birlikte çaba harcamaya çağırırız.

            Saygılarımızla.

 

                                                                                                           Mehmet DAVULCU

                                                                                                            Genel Başkan Vekili

 

 

 

                                                   12-04-2004

                                                            BASIN AÇIKLAMASI

 Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 19. kurultayı öncesi ilk ilçe kongresini Pazar günü (11 Nisan 2004) Mağusa’da gerçekleştirdi. Merhum parti önde gelenleri Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Ziya Rızkı’nın anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongrede, 9 gündem maddesiyle bir araya gelen TKP Mağusa ilçe üyeleri yeni yönetimi belirledi.

Kongrede organlar şöyle oluştu:

YÖNETİM KURULU

Osman Haklıgil

Özcen İyisever

Dr.Attila Ateş

Önder Altuner

Mehmet Odacı

Metin Pekri

Ümit Emin

Emine Çavdır

Ercan Hoşkara

Şeref Kıroğlu

Muhammet Gaffari

DİSİPLİ KURULU

Doğay Çakıcı

Altan Bahadır

Bayram Durna

DENETLEME KURULU
Tahir Şeherli

Günday İnançoğlu

                         

 

 

 

 

 

Genel Merkez: 44, II. Selim Caddesi Lefkoşa - Kıbrıs (Mersin 10/Turkey)
Tel. (392) 227 2555 - 227 2808 - Fax:2287539
e-mail:
info@toplumcukurtuluspartisi.org