|
|
Basın Bildirileri Arşivi... |
|
|
|
|
|
||
|
Basın Bildirisi (Basın Toplantısı Bildirisi) (27-04-2004)
25/Mayıs
/2004 BASIN BİLDİRİSİ
Mecliste sandalye sayısı 23e düşen CTP-BG-DP hükümetinin
küçük ortağı Demokrat Parti, hükümetteki yerini koruma kaygısıyla
hareket ediyor. Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Yeter
sayısı kalmadığı için 2004 Bütçesini bile Meclise
getiremeyen hükümetin ömrünü biraz daha uzatmak amacıyla olmadık
oyunlar sergilemeye başlamıştır. Serdar
Denktaşın, içeriğinde ne olduğunu halka açıklama zahmeti
bile göstermediği dış ziyaretleri bahane ederek, koltuğunu 3
hafta daha koruma uğruna Dışişleri Bakanlığı şapkasını
istismar etmeye kalkması kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir.
Kıbrıs Türk halkı hükümetten icraat beklemektedir. Dış
politika konuları ve özellikle uluslararası toplumla yeniden buluşma
yönündeki beklentiler, halkımızın en hassas olduğu noktalardır.
Kıbrıs Türkü bu konularda laf değil somut icraat beklemektedir.
Serdar Denktaşın Dışişleri Bakanı sıffatını kullanarak
halkın hassasiyetleriyle oynamaya, bu hassasiyetleri kişisel ve
partisel çıkarları doğrultusunda değerlendirmeye hakkı yoktur.
Toplumcu Kurtuluş
PartisiBirleşik Özgürlük İttifakı (TKP-BÖİ), Kıbrıs Türk
halkının çözüm istencine cevap verebilecek bir hükümet
alternatifini ortaya koymuştur. Bugünkü durumuyla azınlığa düşmüş
olan CTP-BG-DP hükümeti kendini alternatifsiz bir hükümet olarak
sunma hakkına sahip değildir. Bu hükümetin halkın bekletilerine
uygun Denktaşsız ve DPsiz bir alternatifi vardır.
TKP-BÖİ olarak, bu alternatif ortadayken yokmuş gibi davranıp,
alternatif hükümet arayışlarını bir ay geriye atmaya kalkmayı
devlet yönetme ciddiyetinden uzak bir davranış olarak değerlendirir,
hükümetin büyük ortağı Cumhurietci Türk Partisini ve Başbakan
Mehmetali Talatı hükümetini bağlayan açıklamalar konusunda
daha duyarlı bir tutum izlemeye davet ederiz. Saygılarımızla
Hüseyin ANGOLEMLİ TKP-BÖİ Sözcüsü
15/Mayıs
/2004 BASIN
BİLDİRİSİ Dünyada
halkına küsen tek Cumhurbaşkanı olarak hala koltukta oturmaya
devam eden Rauf Denktaş, referandumda hayır diyen % 35in
devlete sahip çıktığı gibi garip bir iddiayı sürdürmeye
devam ediyor. Cumhurbaşkanı Denktaş, çözüme ve yurdunun yeniden
birleşmesine evet diyen Kıbrs Türk halkının bu istekliliğini gördükçe
içlendiğini ve üzüntüsünden gözlerinin dolduğunu söylüyor.
Sayın Denktaş, bu ifadeleriyle
halkının istençlerini kavramaktan ne kadar uzak olduğunu anlatmış
oluyor. Halkının
kendi geleceğini belirleme kararlılığını göremeyen Sayın
Cumhurbaşkanı, kendi eskimiş ve halktan kopmuş düşünce yapısıyla,
bir yıl sonra gündeme gelmesi gereken Cumhurbaşkanlığı seçimi
konusunda akıl vermeye kalkıyor.
Kıbrıs
Türk halkı Sayın Denktaşın akıl hocalığıyla yürüdüğü
yarım yüzyıllık dönemde hep acı çekti, hep en ağır bedelleri
ödedi. Artık ne Denktaşın akıl hocalığına, ne de ailesinin
himmetine ihtiyacı vardır. Nerede doğduğuna ve nereden geldiğine
bakılmaksızın bu topraklar üzererinde birlikte ter döken,
birlikte ağlayıp, birlikte gülen bu halkın artık bir hanedana
ihtiyacı yoktur. Sayın Denktaş kusura bakmasın, Kıbrıs Türk
halkı artık Türkiyeden bazı güç odakları öyle istiyor diye,
Türkiyenin çıkarına olmamakla birlikte öyleymiş gibi gösterip
maskeledikleri zümresel çıkarlarına hizmet edesiniz diye sizi ve
aile fertlerinizi işbaşında tutmak zorunda olmadığını görmüştür.
Artık Denktaş ailesi de kabul etmelidir ki hanedanlarının dönemi
sona ermektedir. Görev sürelerinin dolmasını beklemeleri bile sıkıntı
yaratmaktadır. Kendi rızalarıyla çekilmeleri halinde yaratmakta
oldukları sıkıntı ortadan kalkacak ve toplumun önü açılacaktır.
Denktaş
ailesinin partisi biçiminde ortya çıkan ve koptuğu Ulusal Birlik
Partisinin makyajlanmış bir takliti olmaktan ileri gidemeyen
Demokrat Parti de bu gerçekleri görmeli halkına hizmet etmeye devam
etmek istiyorsa kendini bu gerçeklere göre hazırlamalıdır.
Sayın
Cumhurbaşkanı, Allahtan Rumlar hayır dedi de
biçiminde
ifadeler kullanarak halka hakaret etmekten geri durmak zorundadır.
Cumhurbaşkanlığı makamında oturur olmak halka hakaret etme hakkını
kazandırmaz. Böyle bir hak yoktur. Kimse böyle bir davranış içine
girmemelidir. Kıbrıs
Türkü kendi geleceğini Birleşik Kıbrısta görmektedir. Bunu
karar altına almıştır. Halkı temsil etmekle görevli olanların görevi
bu kararları yaşama geçirmektir. Kıbrıs Türk halkını temsil
edenler Rumların kararlarına değil, Türklerin kararlarına
kulak vermek zorundadırlar. Bunu yapmaktan kaçanlar da,
savsaklayanlar da, aciz kalanlar da en sonunda halka hesap vermek
zorunda kalacaklarını bilmek durumundadırlar. Toplumcu
Kurtuluş Partisi, halkın 24 Nisanda aldığı kararların derhal
uygulamaya konmasını istemektedir. Bunun takipçisi olmaya kararlıdır.
TKP, Kıbrıslı Rumların kararlarına saygı duymakla birlikte
katılmadığını ortaya koymakta ve Rumların bu kararlarını
yeniden gözden geçirmelerini istemektedir.
Annan planı artık plan olmaktan çıkmış halkın kararı
olmuştur. Bunun üzerinde müzakere söz konusu olamaz. Bu kararlara
dayalı bir anlaşma yapılması halinde anlaşmanın uygulanmasıyla
ilgili güvenceleri içerecek ek protokol konusu müzakere edilebilir.
Ancak
hayat devam etmektedir. Kıbrıs Türk halkı yaşamını durdurup
bekleyemez. Anlaşma planını tek yanlı uygulamaya koyup,
Papadopulos hükümetinin Kıbrıslı Türklerin hükümeti olmadığını
ve olamayacağını ortaya koymak zamanı gelmiştir. Saygılarımızla.
Mehmet DAVULCU
Genel Başkan Vekili
12 Mayıs 2004 BASIN BİLDİRİSİ 24 Nisan referandumunun üzerinden
iki haftayı aşkın bir süre geçmesine karşın, Kuzey Kıbrıstaki
hükümetin yeni durumla ilgili vizyonu henüz netleşmedi.
Referandumla ortaya çıkan kararların yaşama geçip geçmeyeceği
konusu da belirginlik kazanmadı. Kıbrıs Türk halkının yüzde
altmışbeş oranı gibi çok net bir çoğunluğunun evetiyle kabul
edilen yeni anayasanın ne zaman uygulamaya konacağı da belirsizliğini
koruyor. Kıbrıslı Rumların
kendilerine has gerekçelerle referandumda hayır kararı vermelerinin
Kıbrıslı Türklerin evet kararını ortadan kaldırmayacağı görüşü
yaygın bir şekilde kabul görmesine karşın, söz konusu kararların
uygulamaya konması için hiçbir çaba gösterilmediği gözlemleniyor. Toplumcu Kurtuluş Partisine göre,
referandum Kıbrıs Türkünün kendi geleceğini belirleme hakkını
demokratik bir şekilde kullanması anlamındadır. 24 Nisan
referandumunda alınan kararlar Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğini
belirlemeye yönelik kararlarıdır. Sözkonusu kararlar hukuken geçerlidir
ve mevcut hükümet bu kararları hayata geçirmek zorundadır. Sayın Başbakan ambargoların
hafifletilmesi için çaba harcarken, asıl amacı sürekli
ertelemektedir. Kendi ifadesiyle ara hedeflerde fazlasıyla
zaman kaybetmektedir. İki gün öncesinde tabelasında
Ercan Airport yazarken açılışında her nedense sadece
Ercan yazan tabelayla açılışı yapılan Ercan havaalanına
Pan American uçağı indirmeyi başarmanın, asıl hedef olan Kıbrısın
yeniden birleşmesine katkı koyup koymayacağı ise tartışmalı bir
ara hedeftir. Bu arada, havaalanındaki
Airpora ne olduğu konusunda da halka doyurucu bir açıklama
yapılmalıdır ve yayılan spekülatif haberlerin önüne geçilmelidir.
TKP, 24 Nisan sonrasında ortaya
çıkan yeni durumla ilgili olarak Kıbrıs Türk halkı adına ortak
bir vizyona ihtiyaç olduğu tespitindedir. Böyle bir vizyonun oluşturulabilmesi
de başbakanıın insiyatif kullanmasına bağlıdır. TKP, 24 Nisan referandumundan bu
yana geçen sürenin, halkımızın iradesine uygun olarak Kıbrısın
yeniden birleşmesi ve uluslararası hukukla uyumlu demokratik bir
devlet yapısına kavuşma yönünde yeterince kullanıldığı
kanaatinde değildir. TKP, gidişatın birleşmeyi değil, bölünmüşlüğün
kalıcılaşmasını körüklemekte olduğu kaygısını taşımaktadır.
Bu nedenle daha fazla gecikmeden
yeni anayasa yürürlüğe konmalı ve mevcut devlet yapımızın
demokratikleştirilerek Kıbrıs Türk Devletine dönüştürülmesi
sağlanmalıdır. TKP olarak, Kıbrısta barışı
yerleştirip kalıcı olacak bir çözümün, Kıbrıs Türkünün
kararı haline gelen Annan çözüm planının hayata geçirilmesinde
gördüğümüzü ve bu amaca ulaşmak için üzerimize düşeni
yaparken Kıbrıslı Rumların da evet demesi için yönlendirici
olmamız gerektiğini yinelemekte yarar görürüz. Saygılarımızla. Mehmet DAVULCU Genel
Başkan Vekili
7/Mayıs/2004 BASIN BİLDİRİSİ Kıbrıs Türkünün Kıbrısta çözüm yönündeki kararlılığı, Kıbrıs üzerinde oynanmakta olan karanlık oyunların aktörlerini telaşlandırmışa benziyor. Referandum öncesi Adamıza getirtilen demokratik anlayışı gelişmemiş grupların gençlerimize, parti ve sendika binalarımıza yaptığı saldırılardan sonra dün akşam da, Kıbrıs Gazetesine yapılan bombalı saldırı bu telaşın paniğe dönüştüğünün göstergesidir. Ülkemizde geçişte de bu tür bombalı saldırılar yaşanmış ve ne yazık ki tümüde faili mechul kalmıştır. Bu durum emniyet güçlerimizi töhmet altında bırakırken, ülkemiz üzerinde karanlık emelleri olan güçlerin ellerinin devlet mekanizmamızın en derinliklerine kadar uzanmakta olduğunun açık göstergesidir. Toplumcu Kurtuluş Partisi, Kıbrıs Gazetesine yapılan saldırıyı Kıbrısta çözüm, barış ve demokrasi istencine yapılmış çirkin bir saldırı olarak değerlendirir ve nefretle kınar. Kıbrıs Türk halkının güvenliğinden sorumlu olan güvelik güçlerimizin halkın beklentilerine uygun davranmak durumunda olduklarını hatırlatırken, Kıbrıs Türkünün devlet yapısını yönetmekte olanları da güvenlik güçlerimizin yönetsel yapısını demokratikleştirmeye davet ederiz. Saygılarımızla.
Mehmet DAVULCU Genel Başkan Vekili
5/Mayıs/2004 BASIN AÇIKLAMASI Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine başvurarak, Kıbrıs Türk Devleti için özel statü ve bu devletle yaşamak durumunda kalacak Kıbrıs Türk halkı için özel tedbirler alınmasını istedi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annana bir mektup
gönderen TKP Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu, Birleşmiş
Milletler örgütünden Kıbrıslı Rumların kararlarının Kıbrısın
yeniden birleşmesi yönünde değişmesine kadar geçerli olmak üzere,
Kıbrısın kuzeyinde oluşturulacak Kıbrıs Türk Devleti
için özel statü verilmesini istedi. Davulcu, Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti kuruluncaya kadar, bu devletin kurucusu olmaya talip Kıbrıs
Türk Devletinin vatandaşları olarak yaşamak zorunda kalacak Kıbrıslı
Türkler için de özel tedbirler alınmasını talep etti.
Partisinin, Kıbrıslı Türklerin 24 Nisan referandumunda kabul ettiği Annan çözüm planının uygulanması mümkün olan hususlarının hayata geçirilmesi gerektiği görüşünde olduğunun altını çizen Davulcunun Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annana gönderdiği mektubun tam metni şöyledir : Mr. Kofi Annan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 24 Nisan referandumunda Kıbrıs çözüm planına evet diyen Kıbrıs Türk halkı için alınması gereken önlemler. Ekselansları, Bilginizde olduğu üzere 24 Nisan referandumunda Kıbrıs çözüm planına Kıbrıslı Türkler evet demişlerdir. Buna karşın Kıbrıslı Rumlar hayır demiş ve planın hayata geçmesi şimdilik gerçekleşememiştir. Kıbrısa çözüm gelememesinin nedeni Kıbrıslı Rumların hayır kararı vermiş olmalarıdır. Buna karşın uluslararası hukuğun kabul etmediği devlet yapısı içinde kalan ve bu yolla cezalandırılmakla karşı karşıya olan Kıbrıslı Türkler olmuştur. İleride bir tarihte Kıbrıslı Rumların hayır kararlarını olumlu yönde değiştirmeleri durumunda Kıbrısın yeniden birleşmesi, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumların kararı yüzünden cezalandırılmaması ile mümkün olacaktır. Kıbrıslı Türklerin çözüm ve barış yanlısı partilerinden biri olan Toplumcu Kurtuluş Partisi, Kıbrıslı Türklerin 24 Nisan referandumunda kabul ettiği çözüm planının, uygulanması mümkün olan hususlarının hayata geçirilmesi gerektiği görüşündedir ve bu amaçla çaba harcamaktadır. Parti olarak referandumda kabul edilen kurucu Kıbrıs Türk Devleti anayasasının yürürlüğe konmasını ve mevcut yönetim yapısının Kıbrıs Türk Devletine dönüştürülmesinin mücadelesini vermekteyiz. Toplumcu Kurtuluş Partisi Birleşmiş Milletler örgütünün Kıbrıslı Rumların kararlarının olumlu yönde değişmesi ve Kıbrısın yeniden birleşmesine kadar geçerli olacak şekilde, Kurucu Kıbrıs Türk Devleti için özel statü ve bu devletin vatandaşları olarak yaşamak zorunda kalacak Kıbrıslı Türkler için özel tedbirler alınmasını talep etmektedir. Bu taleplerimiz yönüne alınacak tedbirlerin Kıbrıslı Türklerin kendilerini mağdur hissetmelerini kısmen de olsa önleyeceğini ve hayır kararı alarak mağdur olmalarına sebep olan Kıbrıslı Rumlara duymaya başladıkları tepkiyi büyümeden önleyeceği düşüncesindeyiz.
Bu mektubun birer kopyasını Güvenlik Konseyi üyelerine göndermiş
bulunuyoruz.
Saygılarımızla.
BASIN BÜROSU
4/Mayıs/2004 BASIN AÇIKLAMASI Toplumcu Kurtuluş Partisi Avrupa Birliğine başvurarak Avrupa Birliğine Kıbrıs Cumuriyeti adıyla katılan devletin Kıbrıslı Türkleri temsil etmediğinin belirlenmesini ve eylemli şekilde ortaya konmasını istedi. Avrpa Birliği tarafından yapılacak böyle bir saptamanın ve bunu eylemli olarak uygulamaya geçmenin gelecekte Kıbrısın yeniden birleşmesi açısından yararlı olacağı görüşünün savunulduğu başvuruda, Kıbrıslı Türklerin kendi iradeleri dışında alınan kararlar nedeniyle cezalandırılmış olmamaları için, kurucu Kıbrıs Türk Devletine dönüşecek Kuzey Kıbrısa, Kıbrıslı Rumların kararlarında olumlu yönde değişiklik olup Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar AB muktesebatının uygulanmasının sağlanması için özel tedbirler alınması talep edildi.
Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcunun imzasını taşıyan
ve bu yönde tedbirlerin Kıbrıslı
Türklerin kendilerini
mağdur hissetmelerini kısmen de olsa ödeyeceğini ve hayır
kararları nedeniyle kendilerini mağduriyete iten Kıbrıslı
Rumlara duymaya başladıkları tepkiyi büyümeden önleyeceği düşüncesine
yer veren mektubun tam metni şöyledir : İrlanda Cumhuriyeti Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği
Brüksel
24 Nisan referandumunda Birleşmiş Milletler Kıbrıs çözüm planına evet diyen Kıbrıslı Türk halkı için alınması gereken önlemler. Ekselansları, Bilginizde olduğu üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından son şekli verilen Annan çözüm planı tarafların önceden anlaştığı tarih olan 24 Nisan tarihinde Kıbrısın kuzeyi ve güneyinde ayrı ayrı halkoyuna (referanduma) sunuldu. Kıbrısın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslı Türkler, bu planla Kıbrısta Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla yeni bir federal devlet kurmayı, bu yeni devletin eşit kurucu ortağı olacak Kıbrıs Türk Devletinin anayasasını ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları olarak 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine katılmayı özgür iradeleriyle kabul ettiklerini gösterdiler. Fakat Kıbrıslı Rumlar hükümetlerinin önerisiyle bu çözüm planını reddettiler. Halkoylamalarının sonucunda bir evete karşılık bir hayır çıkınca plan yürürlüğe giremedi. Bu nedenle planda öngörülen Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulamadı. Kıbrıslı Rumların Birleşmiş Milletler çözüm planını reddetmesiyle ortaya çıkan yeni durumda Kıbrıslı Rumlar hiçbir mağduriyetle karşılaşmadan 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine katılırken, planı kabul eden Kıbrıslı Türkler, iradelerinin tersine kendi devlet yapılarıyla Avrupa Birliğine katılma hakkından yoksun bırakılmakla karşı karşıya bırakıldılar. Kıbrıslı Türklere ait barış, çözüm ve AB yanlısı bir siyasi parti olan Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak, böyle bir gelişmenin haksızlık olacağı düşüncesindeyiz. Kıbrıslı Türklerin tarihlerinde ilk kez demokratik yollar kullanarak kendi geleceğini belirleme anlamına gelecek bir karar ürettikleri gerçeğini dikkate alan partimiz, halkoylamasında alınan kararların, yani Annan çözüm planının hayata geçirilmesini talep etmekte ve bunun mücadelesini vermektedir. Partimizin, 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine Kıbrıs adına katılan devletin 1960 anlaşmalarıyla kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti olmadığı iddiasındadır. Çünkü, 1960 anlaşmalarının Kıbrısın iki tarafından biri olan Kıbrıslı Türkler 24 Nisan tarihindeki halkoylamasında kabul ettiği kararlarla, Kıbrıs Cumhuriyeti yerine geçmek üzere Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla yeni bir federal devlet kurmaya karar vermiştir. Kıbrıslı Türklerin bu karar değişikliğinin, 1 Mayıs tarihinde Avrupa Birliğine katılan Kıbrıs Cumuriyetinin yasallığını ortadan kaldırdığı görüşünde olan partimiz, yasallığı tartışmalı olan Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliği içinde Kıbrıslı TürklerI temsil etmediğinin beelirtilmesi ve eylemli olarak ortaya konmasının Kıbrısın gelecekte birleşmesi açısından yararlı olacağı görüşündedir. Bu görüşümüzden hareketle, Kıbrıslı Türklerin kendi iradeleri dışındaki nedenlerle cezalandırılmış olmamaları için kurucu Kıbrıs Türk Devletine dönüşecek Kuzey Kıbrısa, Kıbrıslı Rumların iradelerinde olumlu yönde değişiklik olup Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar AB muktesebatının uygulanmasının sağlanması için özel tedbirler alınmasını talep ederiz. Bu yönde alınacak tedbirlerin Kıbrıslı Türklerin kendilerini mağdur hissetmelerini kısmen de olsa önleyeceğini ve hayır kararları nedeniyle kendilerini mağduriyete iten Kibrıslı Rumlara duymaya başladığı tepkiyi büyümeden önleyeceği düşüncesindeyiz. Saygılarımızla.
BASIN BÜROSU.
30/Nisan/2004
Kıbrıs Türkünün Annan çözüm planına evet
demesiyle ortaya çıkan olumlu havanın Kuzey Kıbrısa
uygulanan izolasyonu ortadan kaldırmaya yetmeyeceği belliydi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde dün kabul edilen Kıbrıs
önergesi Kıbrıs Türk tarafının beklentilerini karşılamaktan
uzak kaldı. Kararda, fazla önemi olmayan mali yardım ve
uygulamada zorlukları olan ticari kolaylık gibi sözlerden başka
kayda değer hak öngörülmedi. Karar tasarısında yer alan,
Kıbrıslı Türklerin Avrupa Konseyi Parlamenterler
Meclisinde iki sandalyeyle temsil edilmesi ve Kıbrıslı Türk
parlamenterlere politik statü verilmesi hükmü Kıbrıslı
Rumların verdiği değişiklik önergesinin kabuluyle değiştirildi.
Bunun yerine Rumların verdiği önergeyi kabul eden AKPM Kıbrıslı
Türk parlamenterlerin Avrupa Konseyi toplantılarına
Rumların oluşturduğu Kıbrıs heyetine entegre
olarak katılmasını kararlaştırdı.
Kabul etmek gerekir ki, var olan olumlu havaya karşın önümüze
çıkmakta olan bu olumsuzlukların temel nedeni uluslararası
hukukla uyumlu olmayan devlet yapımızdır. Kuzey Kıbrısa
uygulanmakta olan tedbirlerin (ambargo) gerçek nedeni uluslararası
hukuğun kabul etmediği devlet yapımızın tanınmasının
önlenmesine yöneliktir.Bugünkü devlet yapımızı
uluslararası hukuğun kabul edeceği bir yapıya dönüştürmediğimiz
sürece, haklarımızı alamayacağız.Kıbrıs
Türk halkı özgür iradesiyle ortaya koyduğu barışcı
tavrıyla uluslararası hukuğun içinde yaşamak istediğini
göstermiştir. 24 Nisan referandumunda Kuzey Kıbrısta alınan
sonuç bunun ifadesidir. Toplumcu
Kurtuluş Partisi Kuzey Kıbrısa uygulanmakta olan siyasi,
ekonomik, kültürel, sportif ve diğer dallardaki ambargoların
toptan kaldırılmasının yolunun 24 Nisanda kabul
edilen Annan çözüm planının tek taraflı olarak
uygulamaya konmasıyla mümkün olacağı görüşündedir.
Çözüm planının iki tarafın birlikte uygulayabileceği
bölümleri olduğu gibi, tarafların ayrı ayrı,
uygulayacağı bölümleri vardır. Plan özü itibarıyla
siyasi anlamda iki eşit taraf olduğu gerçeği üzerine inşa
edilmiştir. Eşit tarafların kendi bölgelerinde ayrı
ayrı birer kurucu nitelikte devlet kurmaları esas kabul
edilmektedir. Kıbrıs
Türkü kullandığı evet oyuyla bunları yapacağını
taahhüt etmiştir. Bu durumda yapılması gereken Uluslararası
hukuğun kabul etmediği devlet yapımızda ısrar
edip kırıntı haklar dilenmek olmamalıdır.Yapılması
gereken yeni anayasamızı geçici maddelerle takviye edip derhal
uygulamaya koyup mevcut devlet yapımızı uluslararassı
hukuk ve Avrupa Birliği hukuğuyla uyumlu hale dönüştürmektir.
Daha fazla zaman kaybetmenin elde ettiğimiz bu imkanın da
kaybedilmesine yol açabileceği de dikkate alınarak hızlı
hareket edilmeli ve Kıbrıs Türkünün Annan planında öngörülen
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti hedefinde ısrarlı
olduğunu, buna ulaşmak için üzerine düşeni yapacağını,
ilk olarak yeni anayasasını uygulamaya koyup devlet yapısını
buna göre düzelediğini dünyaya ilan etmelidir. Böyle
davranmamız halinde, Türk tarafını güçlü konuma getiren
bir adım önde olma siyasetini sürdürülmüş olacak ve
elde edilecek yeni başarılarla Kıbrıs sorunu tarafların
birlikte kazanacağı bir şekilde sonuca ulaştırılmış
olacaktır. Toplumcu
Kurtuluş Partisi olarak, Kıbrıs Türk hükümetini Türkiye
hükümetiyle de istişare ederek Annan çözüm planını tek
yanlı uygulamaya koymak için harekete geçmeye çağırırız. Saygılarımızla,
Mehmet DAVULCU
Genel Başkan Vekili
24 Nisan referandumları sonrasında ortaya çıkan yeni durum Kıbrıs Türk halkını tatmin etmekten uzaktır. Ambargoların hafifletilmesine yönelik çalışmalar ve Başbakan Mehmetali Talatın bu yöndeki çabaları ilk bakışta yararlı gibi görülse de, asıl hedefi gölgelemektedir. Kıbrıs Türk halkının asıl hedefi çözüme ve Avrupa Birliğine ulaşmaktır. 24 Nisan referandumunda da bu iradesini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu iradenin içinde statükonun devamı yoktur. Halkın iradesi Kıbrısta Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla yeni bir federal devlet kurulması ; bu amaçla Kuzey Kıbrısta Kıbrıs Türk Devleti adıyla kurucu devlet kurulmasıdır. 24 Nisan referandumunda kurucu Kıbrıs Türk Devletinin anayasası da yüzde altmışbeş oranında EVET oyu alarak onaylanmıştır. Referandum sonuçları Resmi Gazetede yayınlanmış olmasına karşın, yeni anayasa hala yürürlüğe konmamıştır. Bu tutum halk iradesini yok saymak anlamına gelmektedir. Toplumcu Kurtuluş Partisi, halkın iradesinin hemen yaşama geçirilmesi gerektiği düşüncesindedir. Kıbrıs Türk halkının gerçek çıkarı var olan devlet yapısını uluslararası hukuk zeminine çekmekten geçmektedir. Bu nedenle yeni anayasa derhal yürürlüğe konmalı ve devlet yapımızı demokratikleştirip Kıbrıs Türk Devletine dönüştürmeliyiz. Ancak bu yol izlenerek halkımızın iradesine uygun olarak hem çözüm yolu açık tutulmuş olur, hem de dünyayla bütünleşme gerçekleşir ve ambargoların tümünden kurtulmuş oluruz. TKP olarak, bu görüşlerden hareketle, halk iradesinin hiç gecikmeksizin hayata geçirilmesini talep eder, bu amaçla hükümeti göreve davet ederiz.
Mehmet DAVULCU Genel Başkan Vekili.
27/Nisan/20o4
Kıbrıs
sorunu yeni bir aşamaya gelmiştir. 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan
referandumlar Kıbrısta yeni bir durumun ortaya çıkmasına
neden olmuştur. Kıbrısta 24 Nisan öncesine göre pek çok
yeni siyasi olgu ortaya çıkmıştır. 24 Nisan
referandumlarında iki farklı sonuç çıkması Kıbrısın
geleceğiyle ilgili yeni siyasetlerin üretilmesini zorunlu kılmaktadır.
Kıbrıs sorununun çözümüne ve ada halklarının barış
ve huzur içinde yaşamasına yönelik eski siyasal öngörüler
ya büyük ölçüde geçersiz kalmış ya da bugün için
uygulanabilirliğini yitirmiştir. İşte
bu nedenledir ki 24 Nisan referandumlarının sonuçları
dikkate alınarak yeni siyasal politikalar üretme ihtiyacı
referandumun hemen arkasından ortaya çıkmış ve
kendini hissettirir olmuştur. Toplumcu
Kurtuluş Partisi referandum öncesinde olası sonuçları gündemine
almış ve buna uygun politikalar üretilebilmesi için birtakım
çalışmalar yapmıştı. Referandumların sonuçlarının
netleşmesinin ardından partimizin yetkili organları vakit
kaybetmeksizin peş peşe toplanarak konuyu değerlendirmiştir. Bu
cümleye bağlı olarak, pazar günü toplanan Parti Yürütme
Kurulunun, Parti Meclisine yönelik olarak ürettiği tavsiye niteliğindeki
kararlarının basın yoluyla kamuoyuna açıklandığını
hatırlatmak isterim. Dün
akşam yoğun bir katılımla toplanan genişletilmiş
Parti Meclisimiz Yürütme Kurulundan gelen tavsiyeleride dikkate alarak,
birbirini bütünleyen kararlar üretmiştir. Toplumcu Kurtuluş
Partisinin 24 Nisan referandumlarının sonuçlarının
yarattığı yeni durumun özelde Kıbrıs Türk halkının,
genelde Kıbrıs halklarının leyhine olacak şekilde
ileriye taşınıp sonuca ulaştırılması
amacı taşıyan yeni vizyonu, Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti hedefinden vazgeçilemez. Kıbrıs Türk halkının
aldığı kararlar hayata geçirilmelidir. Bu amaçla somut
adımlar atılmalıdır. şeklinde ortaya çıkmıştır.
TKPnin vizyonunu
oluşturan Parti Meclisi kararları şöyledir. 1-
24 Nisan 2004 referandumları halkların kendi geleceklerini
belirleme haklarının (self determination) kullanılmasıdır.
Kıbrıs Türk halkı bu hakkını kullanmış
ve somut bir kararlar vermiştir. Bu kararlar yok sayılamaz. 2-
Kıbrıs Türk halkının EVET kararı son derece
nettir. Kıbrıslı Rumların HAYIR kararı, Kıbrıslı
Türklerin kararını ortadan kaldıramaz. 3-
Kıbrıs Türk halkı, uluslararası toplumun istencine
uygun ve yasal bir şekilde yaptığı halkoylamasıyla
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Annan çözüm
planını kabul etmiştir. Bu planın değişikliğe
uğratılması ve yeniden Kıbrıs Türkünün
halkoyuna sunulması kabul edilemez. 4-
Kıbrıs Türk halkı bu planı kabul etmekle
Birleşik Kıbrıs Cumuriyeti adında yeni bir
federal devlet kurmaya ve adanın yeniden birleşip uluslararası
alanda tek siyasi kimlikle temsil edilmesine karar vermiştir. TKP, Kıbrıs
Türk halkının bu kararlarının geçerli olduğu görüşündedir
ve hayata geçirilmesi için sonuna kadar çaba harcayacaktır. TKP, Kıbrıs
Türk halkının EVET kararının ters yüz edilmesine ve
Adadaki bölünmüşlüğün kalıcılaşması
amaçları doğrultusunda kullanılmasına şiddetle
karşıdır. Bu gibi girişimlere karşı savaşım
vermekte kararlıdır. 5-
Kıbrıs Türk halkı, 24 Nisan halkoylamasında Birleşik
Kıbrıs Cumhuriyetinin iki eşit kurucusundan biri olacak
Kıbrıs Türk Devletinin anayasasını kabul etmiştir.
Bu anayasa Birleşmiş Milletler çözüm planının
bir parçasıdır. TKP, kabul edilen yeni anayasayı Kıbrıs
Türk halkı için uluslararası hukukla yeniden buluşma
zemini olarak görmektedir. Bu nedenle
geçici maddeler eklenmek yoluyla federal devlete ve Avrupa Birliğine
bırakılan yetkilerin boşluk yaratması önlenmeli ve
yeni anayasa derhal yürürlüğe konmalıdır. 6-
Kıbrıs Rum halkının Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti kurulmasına karar vermesine kadar geçecek süre içinde
Kıbrıs Türk halkının kurucu Kıbrıs Türk
Devletiyle, en başta Birleşmiş Milletler olmak üzere
uluslararası kurumlarda nasıl temsil olacağı konusunda
gecikmeksizin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği
nezdinde girişimler yapılmalıdır. TKP bu hususta hükümete
görev düştüğü kanaatinde olmakla birlikte parti olarak da
girişimler yapmayı kendine görev saymaktadır. 7-
Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan halkoylamasında Birleşik
Kıbrıs Cumhuriyeti kurmaya ve bu yeni federal yapıyla
Avrupa Birliğine katılmaya karar vermişti. TKP, Kıbrıs
Türkünün bu kararının da yaşama geçirilmesi gerektiği
görüşündedir. Bu nedenle hiç gecikmeksizin Avrup Birliği
nezdinde
de girişimler yapılmalıdır. 8-
1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliğine katılacak olan
devletin 1960 anlaşmalarıyla kurulan Kıbrıs
Cumhuriyeti olduğu iddiaları geçersizdir. Çünkü 1960 anlaşmalarının
iki tarafından biri olan Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan
halkoylamasında kabul ettiği kararlarla Kıbrıs
Cumhuriyeti yerine geçmek üzere Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti adıyla yeni bir federal devlet kurmaya karar vermiştir.
TKP, bu kararla ABye katılma iddiasında olan Kıbrıs
Cumuriyetinin yasallığını tartışmalı
bulmakta ve bu yüzden Kıbrıs Cuhuriyetinin ABye katılım
tarinin ertelenmesi gerektiği düşüncesindedir. Bu maksatla da
AB nezdinde siyasi ve hukuki girişimler yapılmalıdır. 9-
Bugünkü haliyle bir Rum devletine dönüşmüş olan Kıbrıs
Cumhuriyetinin hukuken tartışmalı bir şekilde de
olsa ABye katılması durumunda bile, Kıbrıslı Türklerin
bu Cumhuriyet üzerindeki haklarının ortadan kalkmayacağına
inanan TKP, bu durumda da Kıbrıslı Türklerin haklarının
korunması için siyasi yollar yanında hukuki yollarında
kullanılarak mücadele edilmesi gerektiği görüşündedir. 10-
Cumhurbaşkanı Denktaşın sergilemekte olduğu
tavır ve davranışlar Kıbrıs Türk halkının
aldığı kararlarla örtüşmemektedir. Bu durumda Rauf
Denktaşın görüşmeci Cumhurbaşkanı olarak görevde
kalması Kıbrıs Türkünün zararına olacaktır.
TKP, Sayın Denktaşın görevinden çekilmesinin halkımızın
yararına olacağı görüşündedir. 11-
Toplumcu Kurtuluş Partisi bu görüş ve kararlar
ışığında ortaya çıkan vizyonu benimseyen tüm
yurttaşları 24 Nisan öncesinde hangi siyasi örgütlenme içinde
olduklarını önemsemeksizin biraraya gelip daha büyük güç
olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırır.
14-04-2004 Referandumların yapılacağı 24 Nisan tarihine 10 gün kala tarihi İnönü Meydanında gerekleştirilen miting, Kıbrıs Türk halkının Annan planına dayalı bir çözüm ve Avrupa Birliğine katılma konusundaki son kararının EVET olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Meydanları 4. kez dolduran kitleler, gözyaşı dökerek ret propagandası yapan statükocu liderler yanında yıllar yılı onların arkasına saklanarak gerçek niyetlerini gizlemeyi başarıp son tahlilde ertelensin diye ortaya çıkmak zorunda kalanlara da görüşlerine itibar edilmediğini ortaya koyarak çok net bir yanıt verdi. Ayni zamanda Kıbrısta Barışın Engellenemeyeceği gibi Referandumların da Ertelenemeyeceğini bir kez daha haykırdı. Toplumcu Kurtuluş Partisi, içinde yer aldığı Bu Memleket Bizim Platformu tarafından organize edilen mitingin büyük bir başarıyla gerçekleştiği ve gerekli mesajları verdiği düşüncesindedir. Her iki tarafın en başta Cumhurbaşkanları DENKTAŞ ve PAPADOPULOS olmak üzere Kıbrısta Annan planıyla çözüme karşı çıkanlar Kıbrıs Türk halkının kararlı sesine kulak verip bu tutumlarını yeniden gözden geçirmelidirler. TKP, Annan çözüm planında yer aldığı söylenen bazı detay olumsuzlukların ardına saklanarak hayır tehdidi veya ret propagandası yapmanın Kibrısta bölünmüşlüğün ve çözümsüzlüğün kalıcılaşmasına hizmet edeceği düşüncesindedir. TKP olarak, 24 Nisanda Kıbrısın iki tarafında yapılacak referandumların EVETle sonuçlanması gerekliliğinin doğru algılanması, Kıbrıslı Türk ve Rum barış güçlerinin bu yönde birlikte çaba harcaması gerekliliğinin altını çizer.
Saygılarımızla Mehmet DAVULCU TKP Başkan Vekili
13-04-2004 Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan referandumuna hazırlanıyor. Yarımyüzyıllık Kıbrıs sorununun çözüm sürecine girmesine büyük katkı koyan Kıbrıslı Türkler, süreci anlaşmayla sonuçlandırmaktaki kararlılığını koruyor. Kıbrısta çözüm olasılığının net bir şekilde yükseliş göstermesi bildik statükocu liderleri ağlatırken, perde gerisinde durup çözüm yanlısı gibi görünenlerin de aslında statükonun devamından yana olduklarını gün ışığına çıkardı. Güney Kıbrısta yükseltilmeye çalışılan hayırcı sesler, çözüm ve Kıbrısın yeniden birleşmesini arzu eden Kıbrıslı Türkleri mutlu etmiyor. Kıbrıs Türk halkı, 14 Nisan referandumlarında çifte EVETle anlaşmaya, Birleşik Kıbrısa ve Avrupa Birliğine varılmasını istiyor. Kıbrıslı Türkler ortak vatanı paylaştıkları Kıbrıslı Rumlardan çözüm sürecine olumlu katkı koymasını, barışın ve yeni düzenin birlikte yaratılması için referandumların EVETle sonuçlanması için elbirliği yapmasını istiyor. Toplumcu Kurtuluş Partisi olarak içinde yer aldığımız Bu Memleket Bizim Platformu tarafından yarın (14 Mart Çarşamba) yapılacak olan genel grev ve Mitingi Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan referandumlarından çifte EVET çıkması yönündeki istencinin açık ifadesi olarak değerlendiririz. Bu nedenle tüm partili ve sempatizanlarımızla birlikte barışcı halkımızı yarın gerçekleştirilecek genel grev ve mitinge katılarak Kıbrıs Türkünün gür sesini oluşturmaya çağırırız. Saygılarımızla.
Mehmet DAVULCU TKP Başkan Vekili
12-04-2004 24 Nisan da yapılacak olan referandumların ertelenmesi yönündeki açık, gizli çabalar her geçen gün ortaya çıkıyor. Kıbrısın Kuzeyindeki ve Güneyindeki statükocuların birbirlerine paralel olarak sürdürdükleri statükoyu korumaya yönelik çalışmaları koordineli olarak yaptıkları da ileri sürülür hale geldi. Kıbrıs Türk halkının Annan planı temelinde bir çözüme EVET diyeceği netleştikçe Kuzeydeki ve Güneydeki statükocular gözyaşı döküp destek aramaya çıktılar. Hayırcılar ilk desteği Rum AKEL Partisinden sağlamış bulunuyor. Vaktiyle, Kıbrıslı Rumların aldığı ve Kıbrısı yarım yüzyıldır meşgül eden enosis kararına EVET diyen AKEL, bu kez sorunun sona ermesine HAYIR diyerek ikinci büyük hatasına hazırlanıyor. Toplumcu Kurtuluş Partisi, Güney Kıbrısta emeği temsil ettiği iddiasında olan AKELin referandum tarihinin iki ay ertelenmesi yönündeki talebinin iyi niyetten yoksun bir talep olduğu düşüncesindedir. AKEL talebinde planın halka anlatılması gibi bir gerekcenin arkasına saklanma ve 1 Mayıs tarihini atlatma amacı vardır. AKEL bu tavrıyla Kıbrıslı Türklerin kendi parça devletleriyle eşit ortak olarak katılacağı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla kurulacak Federal devleti benimsemediğini bunun yerine Rum Cumhuriyetine dönüştürdükleri Kıbrıs Cumhuriyetini ABye girmesini ve Kıbrıslı Türklerinde bu Cumhuriyet içine azınlık olarak monte edilmesini istediğini ortaya koymuş bulunuyor. TKP, AKELin bu tutumunun Kıbrıs halklarına yarar sağlanmayacağı görüşündedir. Bu tutum ancak çözümün ve barışın yolunu tıkayabilecek bir davranış biçimi olarak değerlendirilebilir. TKP olarak, AKELi referaduma karşı takındığı bu olumsuz tutumunu bir kez daha gözden geçirmeye çağırır, Kıbrısın iki yakasındaki tüm barışcı ve emekçi güçleri 24 Nisan da çifte EVET için birlikte çaba harcamaya çağırırız. Saygılarımızla.
Mehmet DAVULCU Genel Başkan Vekili
12-04-2004 Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 19. kurultayı öncesi ilk ilçe kongresini Pazar günü (11 Nisan 2004) Mağusada gerçekleştirdi. Merhum parti önde gelenleri Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Ziya Rızkının anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongrede, 9 gündem maddesiyle bir araya gelen TKP Mağusa ilçe üyeleri yeni yönetimi belirledi. Kongrede organlar şöyle oluştu: YÖNETİM KURULU Osman Haklıgil Özcen İyisever Dr.Attila Ateş Önder Altuner Mehmet Odacı Metin Pekri Ümit Emin Emine Çavdır Ercan Hoşkara Şeref Kıroğlu Muhammet Gaffari DİSİPLİ KURULU Doğay Çakıcı Altan Bahadır Bayram Durna DENETLEME
KURULU Günday İnançoğlu
|
|||
|
|||