UBP-TKP
KOALİSYON ORTAKLIĞINDA
YAPABİLDİKLERİMİZ VE YAPAMADIKLARIMIZLA
2 ½ YIL'IN ÖZETİ
(OCAK 1999
- MAYIS 2001)
TKP'nin
bu dönemde sorumlu olduğu Bakanlıklar:
Turizmden
de sorumlu Başbakan Yardımcılığı
Eğitim
ve Kültür Bakanlığı
Sağlık
ve Çevre Bakanlığı
1998
Aralık ayında yapılan genel seçimler sonrasında Toplumcu Kurtuluş
Partisi % 15 oy oranı ile Mecliste 7 sandalye kazanmış, seçmenden
% 40 oy alan ve 24 milletvekili çıkaran UBP ile halkın da beklentisi
doğrultusunda bir koalisyon hükümetinde biraraya gelerek hizmet
verme uğraşı içerisinde olmuştur.
Turizmden de sorumlu Başbakan Yardımcılığı, Eğitim ve Kültür Bakanlığı
ile Sağlık ve Çevre Bakanlığını üstlenen TKP, 29 ay süren Hükümet
ortaklığında yapabildikleri ve yapamadıkları ile bu dönemin objektif
bir değerlendirmesini yapmak ve bu değerlendirmeyi kamuoyu ile de
paylaşmak arzusundadır.
Herşeyden önce kabul etmek gerekir ki toplumsal yaşam bir süreçtir.
Hiçbirşey akşamdan sabaha güllük gülistanlık olamayacağı gibi, bir
gecede de herşey altüst olmaz. Kısacası toplum yaşamında ortaya
çıkan sonuçlar belli bir birikimin sonrasında oluşur. İyi bir birikim
olumlu sonuçlar doğurur; kötü birikimlerin sonuçları da olumsuz,
hatta bazen yıkıcı olur.
TKP'nin görevde bulunduğu 2.5 yıl, uzun yılların yanlışlarının birikimi
ile oluşmuş bir takım olumsuz sonuçların ortaya çıktığı bir dönem
olmuştur. Bu olumsuzlukların başında kuşkusuz ki Bankalar krizi
gelmektedir.
Askerlikte sık kullanılan bir ifade vardır: Yığınakta yapılan hatanın
savaşın kaybedilmesine neden olduğu vurgulanır.
Bankalar olayında da yıllarca yığınakta hata yapılmıştır. En başta
bankalar çok kolaylıkla kurdurulmuştur. Kriz öncesinde 50 milyar
TL sermaye, banka kuruluşu için yeterli sayılmıştır. 1997 yılı Mart
ayında o dönemin Bakanlar Kurulunca kurulmasına onay verilen Banka
sayısı 7'dir. Sadece bir günde (5 Mart 1997) 4 yeni Banka izinlendirilmiştir.
Bu kadar kolay izinlendirmelerle bu küçük ülkede on shore Banka
sayısı 36'ya off shore banka sayısı ise 43'e ulaştırılmıştır.
Bu kadar kolay izin verilen Bankalar faaliyetlerinde yeterince denetlenmemiştir.
Denetlenenlerde de ortaya çıkan bulguların üzerine kararlılıkla
gidilmemiştir.
Normal bir Devletteki fonksiyonları zaten yerine getirmeyen Merkez
Bankası ise kaynakları tüketildiğinden kriz ortamında gerekli rolü
oynayamamıştır. Türkiyede faizlerin düşmesi, yaşanan Banka krizinin
KKTC'ye de sirayet etmesi, mali yapısı zayıf bankaları çökertmiştir.
Kendi para birimi olmayan, TC ekonomisine bağımlı KKTC'de, Türkiyenin
Mevduat Sigorta Fonuna aldığı bankalarda uygulanan yöntem de uygulanamadığından,
binlerce insanın mağduriyeti de sözkonusu olmuştur. Türkiyede Mevduat
Sigorta Fonuna alınan bankalarda parası olan yurttaş istediği an
mevduatını alabilirken, ve orada sözkonusu olan sadece bankaların
sahipliğinin değişmesi iken, burada ayni sistem uygulanamamış, TC
yönünde yapılan girişimler sonuçsuz kalmıştır.
TL'deki enflasyon, paradan para kazanmaya yönelik rant ekonomisi;
faizdeki amansız rekabet hastalığın sebebidir ve Bankalar krizinin
en temel nedenidir.Bu neden, kötü yönetim, kaynakların yasa dışı
oranlarda Banka sahiplerince kullanımı, geri dönüşü olmayan krediler,
denetimdeki boşluklar v.s.ile birleşince sonuç yıkım olmuştur.
TL'deki enflasyon aslında ülkemizde geçerli olan enflasyonun yalnız
bir tanesidir
- Enflasyon yıllarca birçok alanda yaşanmıştır.
- Bankaların düşük sermeye ile ve gereğinden
çok sayıda (36) kurulmasına imkan verilmiştir.
- Casinolar (Kumarhaneler) çok sayıda açılmıştır.
(21)
- Beşparmak dağlarında gereğinden fazla
taş ocakları (26) kurulmuştur.
- İhtiyaçtan çok fazla T- izni verilmiştir.
- Bakanlar Kurulu kararı ile binlerce vatandaşlık
ve silah izni verilmiştir.
KKTC'nin
kendi parası sözkonusu olmadığı için TL'deki enflasyonu kendi olanakları
ile denetim altına alması sözkonusu olamamakla beraber, TKP'nin
Hükümette görev yaptığı dönemde ;
- Tek bir yeni banka izni verilmemiştir.
Tersine Yeni Bankalar Yasası ile Banka açılmasının şartları zorlaştırılmıştır.
- Geçmişten gelen izin hakkı olanların dışında
yeni bir Casino izni verilmemiş, tersine yürürlükteki mevzuata göre
Casino açılabilmesi için aranan 4 yıldız ve 250 yatak, 5 yıldız
ve 500 yatak oranına yükseltilmiş, bu şekilde yeni casino açılabilmesinin
şartları zorlaştırılmıştır.
- Yeni taş ocağı izni verilmediği gibi Ay
Filon'da tarihi çevreyi tahrip eden ocak da kapatılmıştır.
- TKP'nin Hükümette bulunduğu süre Bakanlar
Kurulu kararı ile verilen vatandaşlık ve silah izinleri tüm zamanların
en düşük seviyesinde olmuştur.
TKP'li Bakanlıklar 2 ½ yıllık dönemde tasarrufa büyük önem vermişlerdir.Örneğin
Başbakan Yardımcılığında, 1998 Mali yılı bütçesi çerçevesinde öngörülen
55 milyarlık Beklenmedik Giderler ödeneği 1999 yılında 50 milyara
indirilmiş, 2000 ve 2001 yıllarında da ayni oranda bırakılmış, bunun
da ötesinde 1999 ve 2000 yıllarında bu kalemde 15'er milyarlık tasarruf
sağlanarak Hastahaneye bağış yapılmıştır UBP-TKP Hükümetinden sonra
oluşturulan UBP-DP Hükümetinin ilk icraat olarak makam odaları tadilatlarına
milyarlar harcanmış olduğu dikkate alındığında, TKP'nin tasarruf
anlayışının önemi daha iyi kavranacaktır. Ülkenin içinde bulunduğu
kriz ortamında TKP'li bakanlıklar düğünlere çiçek göndermek ya da
Parti Yayın organını ilanlarla beslemek gibi yanlışlardan da uzak
durmuşlardır.
2 ½ yıllık süreçte TKP'nin girişimi ile hazırlanan önemli yasalar
vardır. Kamu Hizmeti Komisyonunun demokratik bir yapıya kavuşmasını
öngören yasa Meclis Komite Gündemi'nin birinci sırasına kadar getirilmiş,
üçlü kararname kapsamının daraltılmasını öngören yasa Bakanlar Kurulundan
geçirilmiştir. Ekonomik Kriz ortamında fedakarlıkların siyasilerden
başlaması gerektiği anlayışı çerçevesinde TKP tarafından hazırlanan
yasalara Başsavcılık da olumlu görüş vermiştir. Ancak gerek Kamu
Yönetimi, gerekse Siyasilerle ilgili yasalarda TKP'nin gösterdiği
gayret Hükümet ortağında görülmemiş tersine işi ağırdan alan yaklaşımlar
nedeniyle bu yasaları geçirmek mümkün olmamıştır.
TKP görev yaptığı dönemde katılımcılık, planlama ve şeffaflık ilkelerine
önem vermiştir. Turzim Danışma Komitesi ile sektörün kararlara katılımı
sağlanmış, Sağlık, Eğitim, İmar vs. faaliyetlerde ilgili birimlerin
ve sivil toplum örgütlerinin katılımını sağlamıştır. Ülkenin içinde
bulunduğu koşulları halktan gizlemeyen ve çıkış yolunun ancak birlikte
bulunabileceğine inanan bir şeffaflık anlayışı çerisinde hareket
etmiştir.
TKP'nin görevde bulunduğu 29 aylık sürede TKP'li bakanlıkların görev
alanlarına giren konularda bilimsel planlama çalışmalarına büyük
önem verilmiştir. Bu dönemde Sağlık Master Planı, Eğitim Stratejileri
Planı (1999-2001) hazırlanmış, Turzim Gelişme Planına son şekli
verilmiş, yılların yılan hikayesine dönmüş Lefkoşa İmar Planı bu
dönemde siyasi irade ortaya konmak suretiyle resmi gazetede yayınlanarak
yürürlüğe girmiştir. Alagadi Çevre Koruma Emirnamesi çıkarılmış,
Karpaz Emirnamesi de yayına hazır hale getirilmiştir. Bu dönemde
ülkesel Fiziki Plan çalışmalarına ODTÜ ile işbirliği içinde başlanmıştır.
TKP'nin Hükümet ortaklığından ayrılmasından sonra kurulan UBP-DP
Hükümeti programında, "Şehir Planlama" konusunun tek kelime
ile bile yer almamış olması, fiziki planlama çalışmaları açısından
TKP'nin Toplumda ne denli önemli bir rol oynadığını anlatmaya yetmektedir.
TKP Hükümette görev yaptığı dönemde çevre sorunlarına büyük duyarlılık
göstermiştir.
Cumhuriyet Parkını Başkente kazandıran TKP'nin bu duyarlılığı olmuştur.
TKP'nin bu duyarlılığı ve kararlılığı olmasa Dr.Burhan Nalbantoğlu
Hastahanesi karşısında hergeçen gün yeşil ağaçları büyümekte olan
bu alanda şimdi beton binalar boy gösterecekti. Tıp Fakültesinin
temeli Cumhuriyet Parkı alanına atılmak istendiğinde TKP buna karşı
direnmiş, Hastahane arkasında uygun yer bulunduğunun bilinci içerisinde
kararlılıkla hareket ederek her iki projenin de uygun yerlerde gerçekleşmesi
için pozitif katkı yapmıştır.(Cumhuriyet Parkının Başkente ve KKTC'ye
kazandırılması için kılını kıpırdatmayan çevreler sadece park alanı
içinde yer alması öngörülen anıtın adının Cumhuriyet mi yoksa TMT
mi ? olması konusunda çene yormakla yetinmişlerdir.) Cumhuriyet
Parkı yeşil alanı gelişip güzelleştikce eksiklikler tamamlandıkça
ve şimdi yaya yollarında yürüyüş yapanların yanısıra her yaştan
insanın parktan yararlanması yaygınlaştıkça, TKP'nin bu önemli hizmetinin
anlamı daha iyi anlaşılacaktır.
2000 ve 2001 yıllarında ince avın Hükümet kararı ile yasaklanması
yine TKP'nin çevreye ve doğal yaşama gösterdiği özenin sonucudur.
Nesilleri tükenmekte olan deniz kaplumbağalarının korunması için
Alagadi çevre koruma planının yaşama geçirilmesi de yine bu döneme
ait bir olaydır.
UBP-DP koalisyonunun ilk icraatlarından birinin hoparlörlü müzik
yapılmasını sabah saatlerine kadar uzatan bir kararnameyi, üstelik
Anayasaya açık aykırılık içeren bir şekilde Bakanlar Kurulundan
geçirmiş olması dikkate alındığında çevre ve insana saygı bağlamında
TKP'nin duyarlılığının önemi daha iyi kavranacaktır.
2 ½ yıllık Hükümet ortaklığında TKP'nin önem verdiği diğer bir alan
Kadın ve Aile sorunları olmuştur. Kadın ve Aile Sorunları Birimine
ilişkin yasanın hazırlanarak Meclise sunulması TKP sayesinde olmuştur.
Bu dönemde kadın el emeğinin değerlendirilmesi için pazarlar oluşturulmuş,
kadın örgütleri arasında dayanışma ve işbirliği geliştirilmiştir.
TKP'den sonra bu birimin sahipsiz kaldığı yaygın bir kanaattir.
Görev yaptığı 29 aylık dönemde TKP, üç konunun hep altını çizmiştir:
Ekonomi, Demokrasi, Çözüm ve AB… Mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı
ve ekonomide yeniden yapılanmanın gerekliliği, bu yapılırken demokratikleşmenin
de paralel bir süreçte gerçekleştirilmesinin zorunluluğu, bunun
yanısıra Kıbrıs Sorununun çözümü ve çözümden sonra AB üyeliğinin
gerçekleşmesi TKP'nin sürekli vurguladığı temel hususlar olmuştur.
Kıbrıs Türkünün kendi kendini yönetme erkine saygıyı savunan TKP
; itfaiyesini bile yönetemeyen bir toplumun ekonomisini de yönetemeyeceği
gerçeğinin altını çizmiştir.
Polisin sivil otoriteye bağlanamayacağının gerekçesi olarak Kıbrısta
ateş kes koşullarının bulunduğunu ileri sürenler, dünyanın her yerinde
olduğu gibi Türkiye'de de ve ateşkes koşullarının aynen geçerli
olduğu Güney Kıbrısta da Polisin sivil yönetime bağlı olduğunu görmezden
gelmişlerdir.
Polis ve İtfaiye'nin sivil yönetime bağlı olması talebinin seslendirilmesi,
demokratikleşme ve Kıbrıs Türk halkının kendi organlarında söz sahipliği
doğal arzusunun ifadesinden başka bir şey değildir. Polis'ine, İtfaiye'sine,
Sivil Savunması'na hükmedemeyen, Merkez Bankasının başına kendi
yurttaşlarından birini atayamayan, Hava Yollarının yönetiminde azınlıkta
olan bir Devletin egemenlik iddiası da inandırıcı olmamaktadır.
Bu yüzden de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde KKTC değil hep Türkiye
muhatap alınmakta ve mahkum edilmektedir.
Kuşkusuz kendi kendini yönetme erkine saygı gösterilmemesinin en
önemli nedenlerinden birisi, KKTC'nin ekonomik açıdan kendi kendine
yeterlilik noktasından çok uzakta bulunmasıdır. Bu bakımdan kendi
ülkemizde kendimiz söz sahibi olmalıyız düşüncesinde olanların,
her ay başında Türkiyeden para gelmedikçe memur maaşlarının bile
ödenememesi sonucunu yaratan bugünkü yapının değişmesi için de uğraş
vermeleri kaçınılmazdır.
Bu nedenledir ki TKP, ekonomik yönden yeniden yapılanmanın gerekliliğini
demokratikleşme olgusu ile birlikte gündemde tutmuştur. Bunun önemini
ve ilişkisini anlayamayanlar ya da anlamazlıktan gelenler ; konuyu
basite indirgeyerek "Ekonomi ile itfaiyenin, polisin ne ilgisi
var ? " gibi demagojik yaklaşımlar sergilemişlerdir. Halbuki
ilgisi, ilişkisi büyüktür ; çünkü kalkınma salt rakamlarla ifade
edilen ekonomik bir kavram olmanın çok ötesindedir. Kalkınma, ekonomik
olmanın yanısıra siyasal, sosyal ve kültürel bir içerik de taşımaktadır.
TKP konuya hep bu bütünsellik içerisinde yaklaşmıştır.
TKP'nin, gerek sosyo-ekonomik yeniden yapılanma, gerek demokratikleşme
ve karşılıklı saygıya dayalı bir TC-KKTC ilişkisi ve gerekse görüşmelerle
Kıbrıs sorununun çözümü ve AB'ne üyelik politikaları, sadece Kıbrıs
Türk halkının değil, aslında Türkiyenin de gerçek çıkarlarına uygun
bir politikadır. Ne var ki Türkiyenin gündemine AB konusu girdikten
sonra Türkiye artık iki Türkiye haline dönüşmüştür.
Bir Türkiye vardır ki, AB hedefinde samimidir ; Kopenhag kriterlerine
uyumu sağlamak istemektedir, siyasal ve ekonomik populizmin artık
bitmesi gerektiğine inanmakta, Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesini
arzu etmektedir. Bu Türkiye kuşkusuz Kıbrıs sorununun çözümsüz kalamayacağını
da görmektedir. Bu değişim isteyen Türkiyedir.
Ama ikinci bir Türkiye daha vardır ki, AB'ne Türkiyenin alınmayacağına
inanmakta ; Türkiyenin kendine özgü koşulları nedeniyle evrensel
demokratik normlara uyum sağlayamayacağını düşünmekte ; Türk-Yunan
sorunlarının çözümsüzlüğüne ve Kıbrıs sorununun da zaten çözümlenmiş
bulunduğuna inanmaktadır. Bu da değişime direnen Türkiyedir.
İşte bu ikinci Türkiye ve buradaki yetkilileri Cumhurbaşkanı Denktaş
ile işbirliği içerisinde UBP Genel Başkanı Eroğlu'na Başbakanlığının
devam edeceği güvencesini vermek suretiyle, UBP-TKP koalisyonunun
bozulmasını ve yerine sağ koalisyonun kurulmasını sağlamışlardır.
UBP-TKP koalisyonunun bittiği günlerde TC Başbakanlık Müşaviri Salih
Z. Karaca TKP'nin TC-KKTC ilişkilerinde daha bağımsız bir ilişkiyi
istediğini, UBP-DP koalisyonunun ise daha gerçekci (!) olacağını
kamuoyuna duyurmuştur. UBP-DP koalisyonu kurulmadan, hangi koalisyonun
kurulacağının ve bu koalisyonun nasıl davranacağının Ankara tarafından
açıklandığı bir ortamda, KKTC'nin bağımsız bir devlet olduğunu ve
egemenlik hakkının bulunduğunu iddia etmenin inandırıcı olamayacağı
hiç akıllarına gelmemiştir.
* * *
Toplumcu Kurtuluş Partisi uzun yılların yanlış politikalarının
birikimi ile ortaya çıkan olumsuz koşullara ve çok sınırlı olanaklara
rağmen 29 aylık sürede yukarıda belirtilen çalışmalarının yanısıra
, Turizmden de sorumlu Başbakan Yardımcılığı, Eğitim ve Kültür Bakanlığı
ile Sağlık ve Çevre Bakanlıklarında özetle ve ana başlıklar itibarı
ile aşağıdaki hizmetleri vermeyi başarmıştır.
TURİZMDEN DE SORUMLU BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI :

*
1987 yılından beri yürürlükte olan Turizmle ilgili yasada öngörülmesine
rağmen yıllarca oluşturulmamış bulunan, Turizm Danışma Komitesinin
kurulması, illk yapılan işlerden olmuştur. Böylelikle sektörün tüm
ilgili kesimleri Bakanlıkla biraraya getirilerek oluşturulan alt
komitelere de aktif katılımları sağlanarak eşgüdüm içinde hareket
etmeleri sağlanmıştır.
*
Turizm Gelişme Planına son şekli verilerek öngördükleri yaşama geçirilmeye
başlanmış ; bu bağlamda özel ilgi turizmine özel önem verilmiştir.
*
Casinolara (kumarhanelere) endekslenmiş bir Turizm anlayışı yerine,
ülkemizin doğal ve tarihsel, kültürel güzelliklerini ön plana çıkaran
bir turizm anlayışı ile hareket edilmiştir.. Bu bağlamda Casino
olayını düzenleyecek ve denetim altına alacak yasa Meclis komite
aşamasına kadar getirilmiş, ancak yasallaştırılması gerçekleşmemiştir.
Buna karşılık Bakanlığın girişimi ile Casinolarla ilgili özel şartlarda
yeni düzenlemeler getirilerek Casino açılabilmesinin koşulları ağırlaştırılmıştır.
Buna göre yeni Casino açılabilmesi 5 yıldızlı ve 500 yatak kapasiteli
otel yapmak şartına bağlanmıştır.
*
Bu dönemde Turizm enformasyon bürolarının sayısının ve görev yapanlarının
niteliklerinin geliştirilmesine çalışılmıştır. Mevcutlara ek olarak
Ledra Palas barikatında, Ercan Hava alanında ve Karpaz (Erenköy'de)
üç yeni büro açılırken ; Girne'de yeri değiştirilerek tarihi limana
aktarılmıştır. Londra'daki Kuzey Kıbrıs Turizm Merkezinin bir benzeri
Frankfurt'ta da açılmıştır. KKTC'deki enformasyon görevlilerinin
yabancı dil yeteneklerinin geliştirilmesi için kurslar düzenlenmiştir.
*
Bu dönemde parti farkı gözetmeksizin yerel yönetimlerle işbirliği
yapılmış, ortak etkinlikler düzenlenmiş, projelerine ciddi katkı
sağlanmıştır. Bu katkılar bazı hallerde, turistik bölgelerde yol,
su, kanalizasyon alt yapısına katkı anlamında ; bazen bir bina inşaatı,
bazen restorasyon, bazen kültür ve turizm festivallerinde ortaklık
biçiminde olmuştur. Bu bağlamda: Kumyalı Uygulamalı Turizm Oteline
katkı, Salamis Kamping Tesisinin düzenlenmesi, Dipkarpaz Belediye
Otelinin yapımı, Yeni Erenköy Plajında Restorant, Dipkarpaz'da beş
evin pansiyon olarak restorasyonu, Çayırova'da Lefkara işinin yeralacağı
tarihi okul binasının restorasyonu, Yeni İskele'de endemik bitkilerin
sergileneceği binanın restorasyonu, Mağusa'da tarihi bir Çapelin
restore edilerek heykel atölyesi ve sergi salonu olarak düzenlenmesi,
Yine Mağusa'da İkizler kilisesinin restorasyonu, Ercan Hava Limanında
turizm ofisi, rampa, wc ve sigara içme bölmesi düzenlemelerinin
yapılması, Güzelyurt Belediye Oteli 2.etap inşaatına katkı, Girne
Belediyesi açık hava anfisine katkı, St.Hilarion restorasyon çalışmalarına
katkı, yapılan önemli hizmetlerin bir kısmını oluşturmaktadır.
*
Bu dönemde artan sayıda turizm fuarlarına katılınmış, yeni bir teşvik
sistemi uygulanmaya başlanmış, artan sayıda yabancı gazeteci ve
tur operatörü yurdumuzu ziyaret etmiştir. Bu çerçevede özellikle
İngiltere'den gelen turist sayısında % 30'u aşkın artış sağlanmıştır
; İstanbul Hava Yollarının iflası Almanya'dan gelen turist sayısını
olumsuz etkilerken Türkiyede yaşanan ekonomik kriz ve büyük devalüasyon
Türkiye Pazarını da ne yazık ki son dönemde menfi yönde etkilemiştir.
Türkiye pazarına yönelik planlanan tanıtım kampanyası ve teşviklerin
devam etmesi ve 1 Kasımdan itibaren Almanyadan turist getirilmesi
yönünde sözleşme imzalanan Öger Tur mutabakatının bozulmaması halinde
Turizmde belli bir canlanmanın sağlanması mümkün olacaktır.
*
TKP'nin görev yaptığı 29 aylık dönemde KTHY filosunun yenilenmesinde
ciddi gelişme olmuştur. Bu süre içinde 3 yeni Boing 737-800 uçak
ile ikinci bir Airbus filoya katılmıştır.KTHY'nin yönetim ve hise
yapısında çoğunluğun KKTC kanadına geçmesi yönünde TKP'nin ısrarlı
girişimleri olmuş, çeşitli platformlarda gündeme getirilmiş ancak
bu konuda olumlu bir karşılık alınamamıştır.
*
Bu dönemde Bakanlık binasının giriş katındaki salon Turizm Kütüphanesi
ve İnternet Merkezi olarak kullanıma sunulmuştur.
*
Yine TKP'nin görevde bulunduğu süre içerisinde yaşam bulan en önemli
projelerden birisi de Lefkoşa İmar Planı olmuştur. Yıllardır hazırlıkları
ve bilahare revizyonu yapılan ancak siyasi irade ortada olmadığı
için sürekli ertelenen Lefkoşa İmar Planı bu dönemde raftan indirilmiş,
katılımcı bir anlayışla sonuçlandırılmış ve resmi gazetede yayınlatılarak
yürürlüğe girmiştir.
*
Lefkoşa İmar Planı yanısıra, ODTÜ ile işbirliği yapılarak Ülkesel
Fiziki Plan çalışmalarına başlanmış, Karpaz Emirnamesi yayınlanmaya
hazır hale getirilmiştir.
*
Karpazda agro/eko turizminin gelişmesi için çalışmalar yapılmıştır.
*
Bu dönemde Turizm Tanıtma ve Geliştirme Fonu amacına uygun olarak
kullanılmış, ve ilk kez Bakanlar Kurulunca onaylanan bir stratejik
plana dayalı olarak hazırlanmıştır.
*
Turizm Bakanlığının internetteki web sitesi yenilenerek içeriği
zenginleştirilmiştir.
EĞİTİM VE KÜLTÜR BAKANLIĞI :

*
TKP'nin Hükümette bulunduğu 29 aylık dönemde KKTC, ilk defa tüm
okulları gezen, tüm öğretmen, öğrenci, ve velilerle kucaklaşan,
gece gündüz demeden çalışan bir Eğitim Bakanına tanıklık etmiştir.
*
Bu dönemde Eğitim ve Kültür Bakanlığı öğrenci merkezli ve yaşam
boyu eğitim ilkesini rehber edinerek çalışmalarını yürütmüştür.
*
Eğitim stratejileri planı (1999-2001) katılımcı bir anlayışla hazırlanarak
yürürlüğe konmuştur. Bu çerçevede hiç bir dönemde olmadığı kadar
okul yönetici ve öğretmenlerin, okul aile birliklerinin, sivil toplum
örgütlerinin katılımı ve işbirliği sağlanmıştır.
*
Rehberlik hizmetleri yasal statüye kavuşturularak yaygınlaştırılmış,
hizmet içi eğitim hiç bir dönemde görülmemiş oranlarda gerçekleştirilmiştir.
*
Atatürk Öğretmen Koleji Akademi seviyesine çıkarılmış, yasası geçirilerek
yeni bir statüye kavuşturulmuştur.
*
Atatürk Öğretmen Akademisi yasası yanısıra, Talim Terbiye Dairesi
Yasası, Sanat Ürünlerini Derleme Yasası, Geçici Öğretmenlerin Kadrolanması
Yasası Meclisten geçirilerek yasalaşmış ; Teftiş Dairesi Yasa Tasarısı,
Yüksek Öğretim Yasa Tasarısı, Özerk Sanat Kurumu Yasa Tasarısı,
Devlet Senfoni Orkestrası Yasa Tasarısı Meclise sevk edilmiştir.
Özerk Kıbrıs Türk Tiyatro Kurumu Yasa Tasarısı ise Hukuk Dairesinin
incelemesine sunulmuştur. Kısacası kurumsal altyapıya ilişkin tüm
yasalar Bakanlıkça bu dönemde hazırlanmıştır.
*
ODTÜ Kampüs Projesi bu dönemde hazırlanmış ve temeli atılmış olan
son yılların en önemli projelerinden birisidir. Bu proje genel anlamda
KKTC'ye ve özelde Güzelyurt bölgesine eğitim yanında, ekonomik,
sosyal ve kültürel ciddi bir katkı oluşturacaktır.
*
Kıbrıs Türk Eğitim Vakfı işbirliği ile Taşkınköyde bir küçükler
ilkokulunun temeli atılmıştır.
*
TKP'nin görev yaptığı 29 aylık sürede, eğitimde fiziki alt yapı
anlamında tam bir seferberlik ruhu ile çalışılmıştır. Hemen hemen
tüm okulların bakım ve onarımları yapılmış yeni okullar hizmete
konulmuş bazı okulların temelleri atılmıştır. 30'dan fazla yerde
4 yaş grubu çocuklar eğitim sürecinin içine alınmıştır. 12 okulda
pilot okul uygulaması başlatılmıştır. Girne Öğretmen Evi ile Kumyalı
Uygulamalı Turizm Okulu hizmete girmiştir. Bülent Ecevit Andolu
Lisesi, Geçitkale Cumhuriyet Lisesi, Değirmenlik Lisesi açılmış,
Bayraktar Türk Maarif Koleji yeni binasına kavuşmuştur.
*
Bu dönemde Meslek okulları geliştirilmiş, meslek okulu mezunlarının
DAÜ'ne sınavsız ve burslu kayıt hakkı getirilmiştir.
*
Tüm okullarda eğitsel etkinlik sayısı ve katılım artırılmış, izcilik
ve kütüphane kolları yaygınlaştırılmıştır.
*
Okullarda yabancı dil eğitimi teşvik edilmiştir.
*
Lise, Meslek okulu ve kollejlerin tümü bilgisayar laboratuvarına
ve internet olanaklarına kavuşmuş, tüm orta ve ilkokullarda, okul
öncesi eğitim yuvaları dahil, bilgisayar destekli eğitime geçilmiştir.
Bu dönemde tüm okullar tepegöz olanağına da kavuşmuştur.
*
Bu dönemde eski eser restorasyonuna büyük özen gösterilmiştir. Büyük
Hanın, Mahkeme Binalarının restorasyonuna devam edilmiş, Yenicami
İlkokulu restorasyonu tamamlanmıştır. Lefkoşa'da Venedik Surlarının
restorasyonu ve suraltı çevre düzenlemesi yapılmıştır. Girne Batık
Gemi müzesinin yeniden düzenlenmesi ve Girne Kale içi düzenleme
çalışmaları yapılmıştır. Özellikle turistler için ciddi bir eksiklik
olan yönlendirme levhaları tüm KKTC sathında tamamlanmıştır. Apostolos
Andreas Manastırı ve Hala Sultan Tekkesi'nin karşılıklı olarak restorasyonu
UNOPS projesi çerçevesinde başlatılmıştır.
SAĞLIK VE ÇEVRE BAKANLIĞI : 
*
TKP'nin görev yaptığı 2 ½ yıllık sürede yürütme alanında kadınlarımızın
en çok görev üstlendiği dönem olmuştur. Bu sürede TKP'li Bakanlıklarda
1 Müsteşar 8 Daire Müdürü kadının yanında, Sağlık ve Çevre Bakanlığı
görevi de bir hanım arkadaşımızca üstlenilmiştir.
*
Bu dönemde katılımcı bir anlayışla Sağlık Master Planı hazırlanmış
sağlık alanında ciddi bir reformun altyapısı oluşturulmuştur.
*
Lefkoşa Dr.Burhan Nalbantoğlu Hastahanesi Acil servisi yeniden düzenlenmiş
hastalara daha iyi hizmet verilebilecek bir duruma getirilmiştir.
Hastahanede 7 branşta sürekli uzman bulundurulması sağlanmıştır.
*
Ambulans sayısına 7 adet daha eklenmiş ve ambulanslar ile hastahaneler,
itfaiye, polis ve gerektiğinde sivil savunma ile Güvenlik Kuvvetleri
arasında telsiz irtibatı sağlanmıştır.
*
Hemşire, ambulans şöförü ve doktorların yaralanma, yangın ve boğulma
gibi acil konularda eğitimleri için profesyonel bir İngiliz ekibince
bilimsel kurslar düzenlenerek sürekliliği sağlanmştır.
*
Bu dönemde Girne Dr.Akçicek hastahanesi Polikliniği tamamlanarak
hizmete açılmıştır.
*
Hemotoloji ve Onkoloji Servisi sağlanan işbirliği ortamında Sivil
Toplum örgütlerinin büyük katkıları ile tamamalanarak devreye konmuştur.
*
Modern Diyabet Merkezi (1500 m2) inşaatı tamamlanmıştır.(İç donanımın
tamamlanması ile hizmete girebilecektir.)
*
Yine bu dönemde Dr.Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastahanesinin yanında
uygun bir alanda Tıp Fakültesinin temeli atılmıştır.
*
İçeriğinde uyuşturucu madde bulunan ilaçlar için Yeşil Reçete uygulamasına
geçilmiştir.
*
Sağlık Servislerinde yıllardır eksikliğinden söz edilen MRI cihazının
alımı bu dönemde kesin sonuca bağlanmıştır. Yapılan ihale ve imzalanan
mukavele ile MRI cihazının yanısıra Spiral Tomografi, Mammografi
ve 2 adet renkli dopler (ultrasound) cihazları kısa süre içinde
hastahaneye gelmiş ve hastaların hizmetine girmiş olacaktır.
*
Yıllardır bekleyen on call tüzüğü de bu dönemde çıkarılmıştır.
*
TKP'nin Hükümette görev yaptığı dönemde, yine TKP'nin girişimi ile
yurtdışına hasta gönderilmesi olayı politik karar sürecinin dışına
çıkarılarak, Bakanlar Kurulunun yetkisi Sağlık Kurullarına devredilmiştir.
*
Ülkemizde eksikliği görülen Adli Tıp Uzmanlığı, Hematoloj, Onkoloji,
Kardiyoloji, Endokrinoloji, Nükleer Tıp alanlarında kontenjan temin
edilerek doktorlar ihtisasa gönderilmiştir.
*
Bugüne kadar ilk kez hemşireler gruplar halinde Amerika'da kısa
süreli eğitime gönderilmişlerdir.
*
Kan Bankası modern cihazlara kavuşturularak, otomatik bir şekilde
HİV, Hep c, Hep b tahlilleri süratli ve güvenli bir şekilde yapılmaya
başlanmıştır. Plazmaserez cihazı da yine Kan Bankasına kazandırılmıştır.
*
İlk kez kadınlarda vajinal smear ve erkeklerde prostat kanseri taramaları
yapılmıştır.
*
Yine ilk kez bu dönemde Fako yöntemi ile katarak ameliyatları (300
civarında) yapılmıştır.
*
Bakanlıkta Bilgi İşlem ve Enformasyon Merkezi ile web sitesi oluşturulmuş,
Sağlıkta ALO 184 hattı açılmıştır.
*
Ana telefon santralı ihalesi sonuçlandırılmıştır. (Santral Temmuz
ayında devreye girmiştir.)
*
Bu dönemde Cumhuriyet Parkı ağaçlandırılarak yaya yolları yapılmış,
Tıp Fakültesinin temelide
Hastahane yanında uygun bir alana atılmıştır.Böylelikle her iki
önemli projenin de birinin ötekinin yerini alması yerine, kendi
uygun alanlarında yaşama geçmeleri için gereken yapılmıştır.
*
Yeni taş ocağı izni verilmezken Ay Filon'da tarihi çevreye zarar
veren taş ocağı kapatılmıştır.
*
CMC'de radyasyon açısından ciddi tehdit oluşturan 13 izotop'un yeniden
sökülerek Türkiye'ye gönderilmesi ve usulüne uygun imha edilmesi
sağlanmıştır.
*
UNOPS projeleri yeniden canlandırılarak 400 bin dolar değerinde
4 proje yürürlüğe konmuştur. Bunlar, Hava kalitesinin ölçümü, Karpaz
bölgesinde yaşlı hastalara mobil sağlık hizmeti götürülmesi, kanser
ve ağrılı hastalara ağrı dindirme projesi ve kadınlara yönelik göğüs
ve rahim kanseri tarama projesidir.
SONUÇ:
Toplumcu
Kurtuluş Partisi Hükümette görev yaptığı 2 ½ yıllık sürede, yılların
yanlış politikalarının gerek Türkiye'de gerekse KKTC'de yaratmış
olduğu çok olumsuz sonuçlarla uğraşmak durumunda kalmıştır. Olumsuzluklar
sadece Bankalar konusu ile de sınırlı kalmamıştır.
Devlette yıllar içinde yaşanan büyük yığılma, bir yandan emekli
sayısını artırırken bir yandan da memur maaşlarının bile ödenemeyeceği
bir yapının oluşmasını getirmiştir. Bir seçim öncesinde hiç bir
haklı gerekçe yokken yaratılan peşin ödeme ve benzeri siyasal rüşvet
eylemleri günün sonunda halkın sırtına yüklenen yeni kamburlar haline
gelmiş, Merkez Bankasının tüketilen kaynakları ve kamu kuruluşlarının
devlet kefaleti ile aldıkları borçların ödenememesi sorunları daha
da ağırlaştırmış, Devletin mali yapısı sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.
Bu sorunların aşılması için TKP Hükümette olduğu dönemde elini taşın
altına koymaktan çekinmeyerek ve ucuz populist söyleme itibar etmeyerek
ekonomik yeniden yapılanmanın gerekliliğine inanmış, tasarrufa önem
verilmesi, fedakarlıkların ise siyasilerden başlayarak uygulanmasını
savunmuş, bu yönde yasal düzenlemeleri hazırlamıştır.
Ekonomik yeniden yapılanmanın demokratikleşme uygulamaları eşliğinde
yapılmasını istemiş, Polisin sivil otoriteye bağlanmasının gerekliliğini
bu bağlamda gündeme getirmiştir. Ciddi tartışmalara neden olan bu
talebin ne kadar haklı olduğu özellikle son bir yılda yaşanan olaylarla
daha iyi anlaşılmış bulunmaktadır.
TKP, ekonomide yeniden yapılanma ve demokratikleşmenin yanısıra
Kıbrıs'ta çözüm ve çözümden sonra AB üyeliğini sürekli gündemde
tutmuş, görüşme masasından uzak durmanın sadece Güney Kıbrıs'ı AB
hedefine tek başına yaklaştırmaya hizmet edeceğinin uyarısını yapmıştır.
TKP'nin bu uyarısında da ne kadar haklı olduğu her geçen gün daha
iyi anlaşılmaktadır.
TKP'nin Hükümette bulunmasından duyulan rahatsızlık, eyleme dönüşmesini
istediği bu düşüncelerinden kaynaklanmıştır. Türkiyeyi ve Kıbrısı
hala daha soğuk savaş dönemi mantığı ile algılayanlar, TKP'nin görüşlerinin
aslında Kıbrıs Türkünün yanısıra Türkiyenin de gerçek çıkarına olduğunu
anlamaktan aciz kalmışlardır ; belki daha doğru ifade ile öyle işlerine
gelmiştir.
Ne var ki hiç bir şey durağan değildir. Çağımızın temel özelliği
değişimdir ve hızdır. Her şey hızla değişmektedir.Çağımıza
uygun ; olumluya doğru hızla değişimi öngören TKP politikaları,
TKP Hükümette olmasa da geçerliliğini korumaktadır ve yakın geleceğin
bunu kanıtlayacağı inancındayız.
Başa
Dön |